
Klinik Psikolog Gözde Ceylan
Akademik Birikim ve Kurumsal Deneyimle Rehberlik
2014 yılında onur derecesiyle başlayan mesleki yolculuğunu klinik alanda yüksek lisans ile pekiştiren Gözde Ceylan, uluslararası standartlarda kabul görmüş bilişsel ve sistemik yaklaşımlar çerçevesinde danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Bireysel ve ilişkisel süreçlerin yanı sıra kurumsal sistemlere yönelik sunduğu profesyonel destekle, bireylerin ve organizasyonların gelişim süreçlerine eşlik etmektedir.

Çalışma Alanları
Profesyonel psikolojik danışmanlık hizmetleri kapsamında sunulan çalışma alanları

Bireysel Danışmanlık Çalışmaları
Bireyin kendi iç dünyasını ve duygu süreçlerini anlamlandırmasına yönelik farkındalık temelli profesyonel destek.

Çocuk – Ergen Odaklı Çalışmalar
Gelişimsel süreçler ve okul-aile etkileşimleri dikkate alınarak yapılandırılan gelişim odaklı psiko-eğitim süreçleri.

Aile Süreçlerine Odaklanan Çalışmalar
Aile içi iletişim, roller ve ilişkisel dinamiklerin anlaşılmasına yönelik kuramsal temelli farkındalık çalışmaları.
Bloglarımız
Bu bölüm; güncel yaklaşımlar, farkındalık çalışmaları ve kurumsal gelişim süreçlerine dair bilimsel ve güvenilir içerikler sunar. Bireysel ve profesyonel yaşamınıza eşlik edecek pratik bilgilerle süreçlerinizi desteklemeyi hedefler.
-
İlişkilerde Beklemek Her Zaman Aynı Anlama Gelmeyebilir ”Sabır Mı, Katlanma Mı?”
Devamını Oku ->: İlişkilerde Beklemek Her Zaman Aynı Anlama Gelmeyebilir ”Sabır Mı, Katlanma Mı?”Bazı insanlar ilişkilerinde kalmayı “sabır” olarak tanımlar. Biraz daha beklemeyi… Biraz daha anlamaya çalışmayı… Biraz daha emek vermeyi… Oysa her kalış sabır değildir. Bazen kişi artık ilişkiyi yaşamıyordur. Yalnızca ilişkiye katlanıyordur. Dışarıdan bakıldığında bu iki durum birbirine oldukça benzeyebilir.
-
Bir İlişkiyi Taşımak ile İlişkinin İçinde Taşınmak Arasında
Devamını Oku ->: Bir İlişkiyi Taşımak ile İlişkinin İçinde Taşınmak ArasındaKimyada bazı maddeler, dışarıdan bir etki geldiğinde tepki verir. Bazıları ise ortam oluşmadan önce harekete geçer, süreci başlatır ya da yön değiştirir. Psikoloji literatüründe de benzer şekilde iki farklı eğilimden söz edilir: Reaktif yaklaşım: Olay gerçekleştikten sonra tepki verme eğilimi Proaktif yaklaşım: Olası ihtiyaçları, sorunları ya da durumları önceden öngörerek hareket etme eğilimi (Bateman & Crant, 1993) Bu iki yapı yalnızca iş yaşamında değil; aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarda ve romantik ilişkilerde de oldukça görünürdür.
-
Rol Kayması: Çocukken Ebeveyn Olmak
Devamını Oku ->: Rol Kayması: Çocukken Ebeveyn OlmakBazı evlerde roller karışır. Anne çocuk gibi davranır. Baba düzenlenmesi gereken biri hâline gelir. Çocuk ise evin duygusal yükünü taşıyan kişiye dönüşür. Ve bazen o çocuk büyüdüğünde şunu söyler: “Ben ne zaman çocuk oldum bilmiyorum.” “Ben hep birilerini idare etmeye çalıştım.” “Yetişkin oldum ama hiç çocuk olamadım.” Aile sistemleri kuramında bu durum “rol kayması” ya da “parentification” olarak tanımlanır (Boszormenyi-Nagy & Spark, 1973). Yani çocuğun gelişimsel olarak ait olmadığı bir sorumluluğu üstlenmesi.
-
Duygusal Erişilebilirlik Neden Bu Kadar Hayati Hissedilir?
Devamını Oku ->: Duygusal Erişilebilirlik Neden Bu Kadar Hayati Hissedilir?Duygusal erişilebilirlik ihtiyacı yalnızca romantik ilişkilerle ilgili değildir. Çoğu zaman kişinin erken dönem bağlanma deneyimleriyle de ilişkilidir. Bazı insanlar çocukluklarında: • Zorlandıklarında ulaşabilecekleri, • Duygularını anlatabilecekleri, • Görülüp düzenlenebilecekleri ebeveyn deneyimleri yaşamıştır. Bazıları ise: • Duygularının küçümsendiği, • Geçiştirildiği, • Görülmediği, • Duygusal olarak temas kurulamayan ilişkiler içinde büyümüştür.
-
İlişkilerin Tutkalı: Duygusal Erişilebilirlik
Devamını Oku ->: İlişkilerin Tutkalı: Duygusal ErişilebilirlikBazen taraflardan biri “çok şey istiyormuş” gibi hissederken, diğeri “ne yaparsam yapayım yetmiyor” duygusunu yaşayabilir. Bu süreçlerde amaç suçlu bulmak değil; ilişkinin temas kuramayan alanlarını görünür hâle getirmektir. Bazı ilişkiler sevgi olmadığı için değil; kişiler birbirine duygusal olarak ulaşamadığı için yorulur. Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; görülmek, düşünülmek ve ihtiyaç anında yalnız olmadığını hissetmek ister.
-
Rahatsız Edici Düşünceler ile Sessiz Bir Mücadele
Devamını Oku ->: Rahatsız Edici Düşünceler ile Sessiz Bir MücadeleRahatsız edici düşüncelerle baş etmeye çalışan insanlar, o düşünceleri yaşarken dışarıdaki insanlar çoğu zaman yalnızca bu düşüncelerin dışarıya yansıyan sesini duyar ve bundan rahatsız olur. Ancak o kişi, o düşüncelerin yarattığı kaygıyla, korkuyla, suçluluk hissiyle ve zihinsel gürültüyle yaşamaya devam eder.
-
Herkes tarafından beğenilme arzusu ne kadar gerçekçi olabilir? ”İstanbul Boğazı’na Dahi Negatif Yorum Yapılırken…”
Devamını Oku ->: Herkes tarafından beğenilme arzusu ne kadar gerçekçi olabilir? ”İstanbul Boğazı’na Dahi Negatif Yorum Yapılırken…”İstanbul Boğazı, dünya üzerindeki doğal boğazlardan yalnızca biridir; ancak jeopolitik, tarihi ve kültürel açıdan en önemli boğazlardan biri kabul edilir. Bir paylaşımda şöyle yazıyordu:“İstanbul Boğazı’na yapılan Google yorumlarını hatırla.” Altında ise şu tarz yorumlar vardı: İnsan okuyunca önce gülümsüyor.Sonra durup düşünüyor: İstanbul Boğazı’na bile eleştiri geliyorsa, bir insanın herkes tarafından beğenilmesi gerçekten mümkün olabilir mi? HERKES TARAFINDAN BEĞENİLME ARZUSU Birçok insan hayatının bir döneminde şunu ister: Bu oldukça insani bir ihtiyaçtır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır ve aidiyet ihtiyacı psikolojik iyi oluşla yakından ilişkilidir (Baumeister & Leary, 1995). Ancak sorun şu noktada başlar: Kişi kendi değerini, başkalarının değerlendirmesine teslim ettiğinde.…
-
Çalışmak Mı, Değer Görmek Mi?
Devamını Oku ->: Çalışmak Mı, Değer Görmek Mi?Bazı insanlar durmaz ya da duramaz. Sürekli çalışırlar.Yeni işler alırlar.Kendilerine dinlenecek alan bırakmazlar ya da çalışarak dinlenirler. Dışarıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman: Ve bazen gerçekten de böyledir. Ancak bazı durumlarda kişinin yoğun şekilde çalışmasının altında yalnızca üretme arzusu değil; ilişkisel bir ihtiyaç da bulunabilir. “Burada Görülüyorum” İnsan yalnızca sevilmek değil; görülmek, fark edilmek, değerli hissetmek de ister. Bazı ilişkilerde kişi: Bu durumda insan zihni ve duygusal sistemi, doğal olarak kendini daha değerli ve görünür hissettiği alanlara yönelmeye başlayabilir. Bazıları için bu alan iş hayatı olur. Çünkü iş yaşamında: Kişi burada kendini daha “var” hissedebilir. İşkoliklik Her Zaman İş Sevgisi…
-
Bedenin sesi, yaşamın yönü: “Hayatımın Başrolü Olmak İstiyorum”
Devamını Oku ->: Bedenin sesi, yaşamın yönü: “Hayatımın Başrolü Olmak İstiyorum”Bazen insan durur. Hayatın ortasında, hiç planlamadığı bir yerde. Bir hastalıkla, bir kayıpla, bir kırılmayla… Ve o noktada yalnızca beden değil; hayatın kendisi konuşmaya başlar. Beden Ne Söyler? Psikoloji literatüründe, beden ile duygu arasında güçlü bir ilişki olduğuna dair birçok yaklaşım vardır. Özellikle travma ve stres çalışmalarında, bedenin yaşanan deneyimlerin izini taşıyabildiği vurgulanır (van der Kolk, 2014). Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Bedenin sinyallerini anlamaya çalışmak, hastalığın nedenini psikolojiye indirgemek değildir. Bir hastalık “sen böyle yaşadığın için oldu” demek değildir. Ama yaşanan bir deneyim, kişiyi hayatına başka bir yerden bakmaya davet edebilir. “Bu yaşadığın şey sana bir şey söylüyor…
-
Duygulara Bakabilme Cesareti
Devamını Oku ->: Duygulara Bakabilme CesaretiPsikoterapi her zaman rahatlatmaz, ama düzenler Bazı insanlar psikoterapiye başladıklarında şunu fark eder: Duygular azalmamıştır. Hatta bazen artmış gibi hissedilir. “Eskiden bu kadar yoğun hissetmiyordum.” “Şimdi daha çok fark ediyorum ve bu zor geliyor.” Bu ifade çoğu zaman bir gerileme değil; bir farkındalık artışıdır. Duygular Azalmaz, Görünür Olur Birçok kişi gündelik yaşamda duygularını bastırarak ya da dar bir çerçevede yaşayarak ilerler. Psikoterapi süreciyle birlikte kişi şunu fark etmeye başlar: “Ben sadece üzgün değilim.”“Ben aynı anda kırgınım, hayal kırıklığına uğramışım, yalnız hissediyorum ve öfkeliyim.” Duyguların bu şekilde ayrışması, duygusal farkındalık olarak tanımlanır ve psikolojik esneklikle ilişkilidir (Kashdan et al., 2015). Bu…
-
Mükemmeliyetçilik ve İç Eleştirmen
Devamını Oku ->: Mükemmeliyetçilik ve İç EleştirmenMükemmeliyetçilik dışarıdan bakıldığında disiplin, yüksek standart ve başarı motivasyonu gibi görünebilir. Ancak psikolojik açıdan her mükemmeliyetçilik sağlıklı değildir. İç eleştirmenle birleştiğinde, kişi için sürdürülemez bir baskı hâline gelebilir.
-
Sevginin Beş Dili:
Devamını Oku ->: Sevginin Beş Dili:İlişkilerde sık duyulan bir cümle vardır: “Ben sevildiğimi hissetmiyorum.” Bu cümle çoğu zaman sevginin olmadığı anlamına gelmez. Bazen sevgi vardır; fakat ifade biçimi, karşı tarafın anladığı dilde değildir.
-
Boşanma Eşiğinde İlişkiyi Yeniden Yapılandırmak Mümkün Mü?
Devamını Oku ->: Boşanma Eşiğinde İlişkiyi Yeniden Yapılandırmak Mümkün Mü?Bazı evliliklerde boşanma bir anda gündeme gelmez. Uzun tartışmalar, tekrar eden kırgınlıklar ve çözülemeyen meseleler sonrasında konuşulmaya başlanır. Bazen hukuki süreç başlatılır, bazen evler ayrılır, bazen “artık bitti” denir. Ancak tüm bunlara rağmen bazı çiftler bir noktada yeniden denemek ister. Bu noktada kritik soru şudur: Boşanmayı konuşmuş olmak, ilişkinin onarılamaz olduğu anlamına mı gelir?
-
Duygusal Manipülasyon: Suçluluk Üzerinden Yönlendirme
Devamını Oku ->: Duygusal Manipülasyon: Suçluluk Üzerinden Yönlendirme“Bunu bana nasıl yaparsın?” cümlesinin görünmeyen ağırlığı Bazı ilişkilerde kişi “hayır” diyemez.Demek ister, içinde netlik vardır.Ama tam o noktada bir şey olur. Karşı taraf üzülür.Kırılır.Sessizleşir.Ya da şöyle der: “Ben senin için bunu yapmaz mıydım?”“Bunu bana nasıl yaparsın?”“Demek ki benim için o kadar da önemli değilim.” Ve kişi bir anda kararından uzaklaşır. Çünkü artık mesele “ne istiyorum?” değildir.Mesele, “onu üzmeden nasıl davranırım?” olmuştur. Duygusal Manipülasyonun Daha Sessiz Bir Biçimi Duygusal manipülasyon her zaman açık saldırı içermez.Bazen çok daha örtük ilerler. Bu biçimde: Bu durum literatürde, kişilerarası ilişkilerde suçluluk uyandırma yoluyla etki kurma biçimlerinden biri olarak ele alınır (Baumeister et al., 1994).…
-
Duygusal Körlüğü Olan Biriyle Yaşamak
Devamını Oku ->: Duygusal Körlüğü Olan Biriyle YaşamakBazı ilişkilerde sorun, çatışmanın varlığı değildir. Sorun, çatışmanın hiç temas edilemeyen bir alanda kalmasıdır. Kişi derdini anlatır, duygusunu ifade eder, ihtiyacını dile getirir; ancak karşısında ya sessizlik ya da konuyu kapatan bir mesafe bulur.
-
Sevginin Günü Olur Mu?
Devamını Oku ->: Sevginin Günü Olur Mu?14 Şubat yaklaştığında sosyal alan giderek tek bir soruya indirgenir: “Bir ilişkin var mı?”
-
İyi Niyet Yetmez
Devamını Oku ->: İyi Niyet YetmezKanser tanısı sadece tanıyı alan kişiyi değil, onun çevresindeki herkesi etkiler. Aile üyeleri, arkadaşlar ve yakınlar çoğu zaman ne söyleyeceklerini, nasıl davranacaklarını bilemezler. Bu belirsizlik içinde iyi niyetle söylenen bazı sözler, karşı tarafta desteklenmiş olma hissi yaratmak yerine yalnızlık ve anlaşılmama duygusunu derinleştirebilir.
-
Kıskançlık, Haset ve İmrenme
Devamını Oku ->: Kıskançlık, Haset ve İmrenmeİlişkilerde yaşanan birçok gerilim, aslında adını doğru koyamadığımız duygulardan beslenir. Kıskançlık, haset ve imrenme çoğu zaman birbirine karıştırılır. Oysa yöneldikleri yer, içerdikleri ihtiyaç ve ilişkide yarattıkları sonuçlar birbirinden farklıdır. Bu ayrımı yapmak hem kendimizi anlamak hem de ilişkilerde gereksiz çatışmaları azaltmak açısından önemlidir.
-
Duygusal Manipülasyon Karşısında Kendi Gerçekliğine Sahip Çıkmak
Devamını Oku ->: Duygusal Manipülasyon Karşısında Kendi Gerçekliğine Sahip ÇıkmakBazı ilişkilerde kişi yalnızca üzülmez. Aynı zamanda, üzülmesinin meşruiyetini kaybeder. “Abartıyorsun.” “Çok hassassın.” “Öyle olmadı ki.” “Hep sorun çıkarıyorsun.” “Hep sen haklısın, illa onu duymak istiyorsun.”
-
Kendine Karşı Şiddetin Sessiz Bir Biçimi
Devamını Oku ->: Kendine Karşı Şiddetin Sessiz Bir BiçimiBirçok insan için en zor fark edişlerden biri şudur: Karşımızdaki kişiye değil, konuşmanın artık bir karşılığı olmadığı gerçeğine bakmak. Çünkü konuşmak çoğu zaman umutla yapılır. Anlatırsak anlaşılacağımıza, daha doğru ifade edersek fark edileceğimize, bir kez daha denersek bir şeylerin değişeceğine inanırız.
-
Sınav Kaygısı: Bilgi Eksikliği Değil, Performans Anksiyetesi
Devamını Oku ->: Sınav Kaygısı: Bilgi Eksikliği Değil, Performans AnksiyetesiBu yazıda sınav kaygısına, kişinin sınav ile kurduğu ilişki perspektifinden ele almak istedim. Sınav kaygısı çoğu zaman yanlış yerden tanımlanır. Sanki mesele yeterince çalışmamış olmakmış gibi ele alınır.
-
Erteleme Davranışı
Devamını Oku ->: Erteleme DavranışıErteleme çoğu zaman masum bir gerekçeyle başlar: “Şimdi değil, sonra.” “Biraz daha vaktim var.” “Daha hazır hissettiğimde.”
-
İlişkilerde Kendini Kaybetmeden Var Olabilmenin Dengesi
Devamını Oku ->: İlişkilerde Kendini Kaybetmeden Var Olabilmenin Dengesiİlişkilerde en sık karıştırılan üç kavram vardır: konuşmak, susmak ve sınır koymak.
-
Travmatik Yas ve Doğal Yas
Devamını Oku ->: Travmatik Yas ve Doğal YasYas çoğu zaman tek bir süreç gibi düşünülür. Halbuki kaybın nasıl yaşandığı, yasın ruhsal örgütlenmesini doğrudan etkiler.
-
Tedavi Sürecinde Durmak, Geri Kalmak Değildir
Devamını Oku ->: Tedavi Sürecinde Durmak, Geri Kalmak DeğildirKanser tedavisi gören birçok kişi için hayat, planlanmamış bir duraklamaya girer. Enfeksiyon riski, fiziksel yorgunluk ve belirsizlikler nedeniyle sosyal yaşam daralabilir; iş, eğitim ya da uzun vadeli hedefler geçici olarak bırakılabilir. Bu süreç dışarıdan “bekleme” gibi görünse de, aslında yoğun bir hayatta kalma ve uyum sağlama çabasıdır.
-
Bakım Vermek mi, Gözetmek mi?
Devamını Oku ->: Bakım Vermek mi, Gözetmek mi?İlişkilerde sıkça duyulan bir ifade vardır: “Ben onunla ilgileniyorum.”
-
İç Eleştirmeni Dönüştürmek Mümkün Mü?
Devamını Oku ->: İç Eleştirmeni Dönüştürmek Mümkün Mü?Birçok insanın zihninde tanıdık bir ses vardır: “Yine beceremedin.” “Bunu da mahvettin.” “Sen zaten hep böylesin.” Bu ses çoğu zaman dışarıdan duyduğumuz eleştirilerden daha serttir. Ve ilginç olan şu ki, kişi çoğu zaman bu sesi kendisi sanır. Psikolojik literatürde bu yapı, çoğu zaman “iç eleştirmen” ya da “eleştirel iç ses” olarak tanımlanır.
-
Sınav Sürecinde Ebeveyn–Çocuk Sınırları
Devamını Oku ->: Sınav Sürecinde Ebeveyn–Çocuk SınırlarıSınav dönemleri yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de yoğun bir duygusal süreçtir. Belirsizlik, gelecek kaygısı ve “ya olmazsa?” sorusu ebeveynin iç dünyasında güçlü bir yer kaplar.
-
Su Alan Bir Gemide Kalmak
Devamını Oku ->: Su Alan Bir Gemide KalmakBazı ilişkiler bir gemi gibidir. Şaşalıdır. Kocamandır. İçinde eğlence katları vardır, farklı yemek salonları vardır. Hatta bir zamanlar yalnızca iki kişiye ait, özel odaları bile olmuştur. Bu gemide anılar vardır. Gülüşler, planlar, hayaller… Birlikte yol alındığına inanılan uzun bir rota. Ancak bir noktadan sonra gemi su almaya başlar. Üstelik tek bir yerden değil. Farklı bölmelerden, sessiz sessiz. Ve insan o anda batmayı değil, kurtarılabilecek yerleri aramaya başlar.
-
Kendine Acımasız Olmak
Devamını Oku ->: Kendine Acımasız OlmakBazı insanlar için bir tartışma bitmez. Karşı taraf susar, konu kapanır, hayat devam eder. Ama zihnin içinde başka bir mahkeme başlar: “Öyle demeseydim…” “Biraz daha sakin olmalıydım…” “Yine her şeyi mahvettim…” Bu iç ses çoğu zaman başkasından daha serttir. Ve kişi her olayda kendini sanık sandalyesine oturtur.
-
Seviyorum Ama Kendimi Seçiyorum
Devamını Oku ->: Seviyorum Ama Kendimi Seçiyorum“Seviyorum ama kendimi seçiyorum” cümlesi, çoğu zaman sert, bencil ya da ani bir kopuş gibi algılanır. Oysa bu cümle genellikle bir ayrılığın değil; uzun süredir sürdürülen bir iç mücadelenin sonucudur. Kişi çoğu zaman sevgiyle vedalaşmaz. Vedalaştığı şey, kendinden eksilerek ilişkiyi sürdürme halidir. Bu nedenle “kendini seçmek”, sevgisizliğin değil; kendilik bilincinin ortaya çıkmasıyla ilgilidir.
-
Öz-Şefkat: Kendine Sertlikten İnsani Kırılganlığa Uzanan Bir Hat
Devamını Oku ->: Öz-Şefkat: Kendine Sertlikten İnsani Kırılganlığa Uzanan Bir Hatİnsan için zorlanmak, hata yapmak ya da duygusal olarak dağılmak, yalnızca yaşanan bir deneyim değil; aynı zamanda kendine yöneltilen sert bir iç yargının da başlangıcıdır. Bu yargı çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. Daha çok içten içe işleyen, “bunu da beceremedin”, “neden böyle hissediyorsun”, “daha güçlü olmalısın” diyen bir tonla kendini gösterir.
-
Affetmek, Kabul Etmek Değildir
Devamını Oku ->: Affetmek, Kabul Etmek DeğildirAffetmek, günlük dilde sıkça yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Çoğu zaman affetmek, “olan biteni sineye çekmek”, “olanı normalleştirmek” ya da “karşı tarafı aklamak” gibi algılanır.
-
Yanlış İlişki vs Doğru İlişki Ayrımı
Devamını Oku ->: Yanlış İlişki vs Doğru İlişki AyrımıYalnızlık her zaman olumsuz bir deneyim değildir. İnsan kendiyle kalabildiğinde, iç dünyasına temas edebildiğinde, yalnızlık bir beceriye, hatta bir kaynağa dönüşebilir. Ancak ilişkilerde yaşanan başka bir yalnızlık türü vardır ki, bu yalnızlık seçilmiş değil; maruz kalınmış bir yalnızlıktır. Bu, birinin yanında olup duygusal olarak tek başına kalma hâlidir. Ve yanlış ilişkiler, kişiye tam olarak bunu öğretir: Yanındayken bile yalnız kalmayı.
-
Kaygının Ebeveynden Çocuğa Sessiz Aktarımı
Devamını Oku ->: Kaygının Ebeveynden Çocuğa Sessiz AktarımıSınav kaygısı çoğu zaman çocuğun yaşadığı bireysel bir sorun gibi ele alınır. Oysa birçok vakada kaygı, yalnızca çocuğun içinde doğmaz; ilişkinin içinde şekillenir. Çocuk sınava girerken yalnız değildir. Yanında görünmeyen ama güçlü bir eşlikçi vardır: Ebeveynin kaygısı.
-
Stresle Savaşmak Yerine Stresle İlişki Kurmak
Devamını Oku ->: Stresle Savaşmak Yerine Stresle İlişki KurmakStres, kurumsal hayatta çoğu zaman “yenilmesi gereken bir düşman” olarak ele alınır. Oysa psikoloji literatürü, stresin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını; asıl belirleyici olanın stresle kurulan ilişki olduğunu göstermektedir.
-
İlişkilerde Tükenmişlik, Anlatamamak ve Yalnız Taşınan Yük
Devamını Oku ->: İlişkilerde Tükenmişlik, Anlatamamak ve Yalnız Taşınan YükBir ilişkide en yorucu şey kavga etmek değildir. En yorucu şey, anlaşmazlıklar da değildir. Asıl tükenmişlik belki de verdiklerinin, yaşadıklarının, kırılmalarının karşı tarafta hiçbir iç hareket yaratmadığını fark etmektir.
-
Romantik İlişkilerde Karışık Mesajlar “Temas Var Gibi, Yok Gibi”
Devamını Oku ->: Romantik İlişkilerde Karışık Mesajlar “Temas Var Gibi, Yok Gibi”Terapi odasında son yıllarda giderek daha sık karşılaşılan bir dinamik var: Bir taraf temas kurmaya çalışırken, diğer taraf aynı anda hem yaklaşıyor hem geri çekiliyor. Bir gün duygusal olarak açık, ilgili, hatta yakın görünürken; ertesi gün fiziksel ya da duygusal olarak buz kesmiş bir hâlde.
-
“Git” Demek Kolay Ya Sonra?
Devamını Oku ->: “Git” Demek Kolay Ya Sonra?Mutsuz olduğun bir ilişkideysen, çevreden gelen cümleler çoğu zaman benzerdir: “Niye hâlâ içindesin?” “Bu sana iyi gelmiyor.” “Bırak gitsin.”
-
Yas Sürecinde Eşyalarla Kurulan İlişki
Devamını Oku ->: Yas Sürecinde Eşyalarla Kurulan İlişkiBirini kaybettiğimizde, geride yalnızca yokluk kalmaz. Eşyalar kalır. Kıyafetler, kokular, defterler, gözlükler, bir fincan, bir koltuk… Bu eşyalar çoğu zaman yalnızca nesne değildir. Kaybedilen kişiyle kurulan bağın somut taşıyıcılarıdır.
-
İlişkide Kalmak mı, Ayrılmak mı?
Devamını Oku ->: İlişkide Kalmak mı, Ayrılmak mı?Romantik ilişkilerde en zor sorulardan biri şudur: “Kalmak mı, ayrılmak mı?”
-
Sınav Döneminde Erteleme
Devamını Oku ->: Sınav Döneminde ErtelemeSınav dönemlerinde erteleme yalnızca zaman yönetimiyle ilgili değildir. Çoğu zaman bu davranış, kişinin başarıyla kurduğu ilişkiyi yansıtır. Bazı öğrenciler için sınav, bilgi ölçen bir araçtan çok; “Ben kimim?” sorusuna verilen sessiz bir yanıta dönüşür. Bu noktada erteleme, çalışmaktan kaçınma değil; kimlik tehdidiyle yüzleşmeyi geciktirme biçimi hâlini alır.
-
Agorafobi ile Yakın Yaşamak
Devamını Oku ->: Agorafobi ile Yakın YaşamakAgorafobi yalnızca yaşayan kişiyi etkilemez. Onunla yaşayanları da yavaş yavaş içine alan bir deneyimdir.
-
Yasın Derin Katmanı: Kaybedilenle Yeniden İlişki Kurabilmek
Devamını Oku ->: Yasın Derin Katmanı: Kaybedilenle Yeniden İlişki KurabilmekYasın en zor ama en dönüştürücü tarafı, kaybedilen kişiyle ilişkinin sona ermemesi, ancak artık bildiğimiz hâliyle de sürdürülememesidir.
-
İlişkilerde Çatışmayı Tırmandıran Dört Dinamik
Devamını Oku ->: İlişkilerde Çatışmayı Tırmandıran Dört DinamikRomantik ilişkilerde tartışma kaçınılmazdır. Ancak bazı tartışma biçimleri, sorunu ele almak yerine ilişkiyi yıpratır. John Gottman ve çalışma arkadaşlarının uzun yıllara yayılan araştırmaları, bazı iletişim örüntülerinin ilişkilerde güveni ve duygusal bağı belirgin biçimde zedelediğini göstermiştir (Gottman, 1994). Bu örüntüler, Mahşerin Dört Atlısı olarak adlandırılır.
-
Agorafobi
Devamını Oku ->: AgorafobiAgorafobi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sıklıkla “kalabalık korkusu” ya da “evden çıkamama” olarak tanımlansa da yaşanan deneyim bundan daha karmaşıktır.
-
Kendini Değil Başkasını Öncelemek
Devamını Oku ->: Kendini Değil Başkasını ÖncelemekBazı insanlar için “önce başkasını düşünmek” bir tercih değil, neredeyse otomatik bir refleks gibidir. Karşısındaki üzülmesin diye kendi ihtiyacını ertelemek, ortamın dengesini korumak adına rahatsızlığını bastırmak ya da ilişkide sorun çıkmaması için susmak, zamanla kişinin karakterinin bir parçası gibi algılanabilir.
-
Ayrılmakta Zorlanmak
Devamını Oku ->: Ayrılmakta ZorlanmakRomantik bir ilişkiden ayrılmakta zorlanmak çoğu zaman “güçsüzlük” ya da “kararsızlık” olarak yorumlanır. Bu zorlanma her zaman olumsuz bir işaret değildir.
-
Doğru Bir İhtiyacı, Karşı Taraf Hazır Değilken Söylemek Yanlış mıdır?
Devamını Oku ->: Doğru Bir İhtiyacı, Karşı Taraf Hazır Değilken Söylemek Yanlış mıdır?İlişkilerde sıkça karşılaşılan bir cümle vardır: “Şu an bunu konuşacak durumda değilim.” Bu cümle bazen gerçek bir sınırı, bazen de ilişkide temasın ertelendiği bir alanı işaret eder. Ancak çoğu zaman, daha zor bir sorunun üzerini örter: Bir ihtiyacı dile getirmek, karşı taraf hazır değilken yanlış mıdır?
-
Durmak ile Askıda Kalmak Arasındaki Fark
Devamını Oku ->: Durmak ile Askıda Kalmak Arasındaki FarkBazen bir yerde kalırız. Bir ilişkide, bir kararda, bir yasın içinde… Hareket etmeyiz. Değişmeyiz. Bekleriz.
-
Romantik İlişkilerde Bitişin Süreci, Umut ve Geç Kalmış Onarımlar Küflenmiş Peynir
Devamını Oku ->: Romantik İlişkilerde Bitişin Süreci, Umut ve Geç Kalmış Onarımlar Küflenmiş PeynirKüflenmiş bir peynir düşünün. Özellikle yumuşak ve nem oranı yüksek bir peynir. Bir yüzeyi yeşilimsi beyaz pamukçuklarla kaplanmış.
Medya İçerikleri
Psikolojik Farkındalık Üzerine Yayınlar ve Değerlendirmeler