İlişki Yasının Tutulması Üzerine
Mutsuz olduğun bir ilişkideysen, çevreden gelen cümleler çoğu zaman benzerdir:
“Niye hâlâ içindesin?”
“Bu sana iyi gelmiyor.”
“Bırak gitsin.”
Bu cümlelerin çoğu iyi niyetlidir. Ama eksik bir yerden konuşur. Çünkü mutsuz bir ilişkiden çıkmak, yalnızca bir kişiden ayrılmak değildir. Aynı zamanda o ilişkinin içinde seni tutan, besleyen, anlamlandıran parçalarla da vedalaşmaktır.
Ve bu vedalaşma, çoğu zaman ayrılığın kendisinden daha ağırdır.
İnsan neden mutsuz olduğu bir ilişkide kalır?
Bu soru genellikle yanlış yerden sorulur. Sanki kalmak irrasyonel, gitmek ise tek sağlıklı seçenekmiş gibi. Oysa insanı bir ilişkide tutan şeyler her zaman mutluluk değildir.
Bazen:
- Tanıdıklık
- Alışkanlık
- Yalnız kalmama hissi
- “En azından bu kadarı var” duygusu
- Geçmişte paylaşılan anlamlar kişiyi ilişkide tutar.
Bağlanma kuramı, bireyin tanıdık olanı, iyi olmasa bile, bilinmez olana tercih etme eğilimini açıklar (Bowlby, 1988). Yani insan yalnızca sevdiği için değil; bildiği için de kalır.
Ayrılık, yalnızca kişi ile değil, hayaller ile de olur
Bir ilişkiden çıkarken vedalaşılan şey yalnızca partner değildir. Çoğu zaman asıl zor olan, şu şeylerle vedalaşmaktır:
- “Belki değişir” umudu
- Birlikte yaşanacağı varsayılan gelecek
- Yatırım yapılmış emek
- “Bunca zamandır buradayım” hissi
Bu nedenle ayrılık, yalnızca bir bitiş değil; yas sürecidir. Ama bu yas, çoğu zaman görünmezdir. Çünkü çevre, ayrılığı bir “rahatlama” olarak görürken, kişi içten içe bir kayıp yaşar.
Bu kaybın tanınmaması, kişinin yasını daha da ağırlaştırır.
“Gitmek doğruydu ama neden bu kadar zor?”
Bu soru, ayrılık sonrası sıkça sorulur. Çünkü karar doğru olabilir; ama kararın duygusal bedeli yine de vardır. Doğru kararlar her zaman hafif hissettirmez.
Psikolojik literatür, ayrılıklar sonrası yaşanan karmaşık duyguların — suçluluk, boşluk, özlem, pişmanlık — oldukça yaygın olduğunu gösterir (Field, 2011). Bu duygular, kararın yanlış olduğuna değil; insan olmanın karmaşıklığına işaret eder.
Kişi bir yandan rahatlamış hissederken, bir yandan “eksilmiş” hissedebilir. Bu çelişki patolojik değildir; doğaldır.
Vedalaşmak: Kişiden değil, işlevden
İlişkilerde kişi çoğu zaman partnerine değil; partnerin hayatındaki işlevine bağlanır.
- Yalnızlığı azaltması
- Hayata tutunma hissi vermesi
- Kendini biri için önemli hissettirmesi
Bu işlevler kaybolduğunda, kişi boşlukta kalır. İşte bu nedenle ayrılık sonrası en zor soru şudur:
“Şimdi bunu benim için kim / ne yapacak?”
Bu noktada kişi, eğer bu işlevleri yalnızca ilişkiden alıyorsa, ayrılık çok daha sarsıcı olur.
Bu yasla nasıl baş edilir?
Öncelikle şunun kabul edilmesi gerekir:
Bu süreçte “güçlü olmak” gerekmez.
Anlamak, hissetmek ve tutmak gerekir.
Bazı kişiler bu süreci yalnız başına taşımaya çalışır. Ancak bazı vedalar, kişinin kendi iç alanında yankılandığı için, dışarıdan bir eşlik gerektirir. Bireysel danışmanlık, bu noktada ayrılığı “düzeltmek” için değil; ayrılıkla gelen duygusal yükü taşımayı öğrenmek için bir alan sunar.
Danışmanlık sürecinde kişi:
- İlişkide neye tutunduğunu fark edebilir
- Ayrılıkla birlikte neyi kaybettiğini adlandırabilir
- Kendi iç kaynaklarını yeniden keşfedebilir
Bu süreç, kişiye “unutmayı” değil; içselleştirerek bırakmayı öğretir.
İç kaynaklar: Boşluğu doldurmak değil, taşımak
Ayrılık sonrası sık yapılan hata, boşluğu hemen doldurmaya çalışmaktır. Oysa iyileştirici olan, boşluğu bir süre taşıyabilmektir.
İç kaynaklar; yeni biri, yeni bir uğraş ya da sürekli meşguliyet değil yalnızca.
Bazen iç kaynak:
- Kendiyle temas edebilme
- Yalnız kalabilme kapasitesi
- Duyguyu bastırmadan sürdürebilme becerisidir
Bu beceriler geliştirilebilir. Ve kişi, bu süreçte kendine şunu fark ettikçe güçlenir:
“Beni bu ilişkide tutan şeyler, artık yalnızca bu ilişkiye ait olmak zorunda değil.”
Herkes mutsuz olduğun ilişkiden çıkmanı söyleyebilir.
Ve bazen en büyük güç, hızlıca iyileşmek değil;
kendinle, yavaşça toparlanabilmektir.
Kaynakça
- Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.
- Field, N. P. (2011). Continuing Bonds in Adaptation to Bereavement. Death Studies.
- Neff, K. (2011). Self-Compassion. HarperCollins.