Yasın en zor ama en dönüştürücü tarafı, kaybedilen kişiyle ilişkinin sona ermemesi, ancak artık bildiğimiz hâliyle de sürdürülememesidir.
Bu noktada birçok kişi şu ikilemi yaşar:
“Ya onu tamamen içimde tutacağım ve hiç ilerleyemeyeceğim ya da ilerlemek için onu tamamen geride bırakmam gerekecek.” Oysa yasın sağaltıcı yönü bu iki uçta değil, arasında bir yerde ortaya çıkar. Sevilen kişiyle ilişki, fiziksel varlığın sona ermesiyle bitmez; içsel bir ilişkiye dönüşür (Klass et al., 1996). Bu dönüşüm gerçekleşmeden yas tamamlanmış sayılmaz.
“ONU UNUTMADAN YAŞAMAYA DEVAM ETMEK” NE DEMEKTİR?
Toplumsal anlatı çoğu zaman iyileşmeyi şöyle tanımlar:
“Artık eskisi gibi düşünmüyorsan, demek ki geçmiştir.”
Oysa yas çalışmaları bize şunu söyler:
İyileşme, kaybın zihinden silinmesi değil; kaybın hayatın içine yerleştirilebilmesidir.
Bu yerleştirme:
- Onun sesinin bazen içimizden konuşabilmesi
- Bazı kararları “o olsaydı ne derdi?” diyerek tartabilmek
- Özlemin hâlâ var olması ama hayatı tamamen durdurmaması şeklinde kendini gösterebilir.
Bu, bağımlı bir tutunma değil; içselleştirilmiş bir bağdır.
NEDEN BAZI YASLARDA BU DÖNÜŞÜM ZORLAŞIR?
Özellikle ani ve travmatik kayıplarda, ilişkinin bu yeni biçime dönüşmesi daha zor olur.
Çünkü:
- Vedalaşma gerçekleşmemiştir
- İlişki yarım kalmıştır
- Zihin hâlâ “orada” olanla uğraşmaktadır
Bu durumda kişi yalnızca özlem yaşamaz; aynı zamanda donmuş bir ilişkiyi taşır.
İlişki donduğunda, hayat akmaya çalışırken kişi içsel olarak geride kalmış hisseder (Shear, 2015).
YENİDEN İLİŞKİ KURMAK, SADAKATSİZLİK DEĞİLDİR
Birçok kişi için en zor duygulardan biri şudur:
“Hayatıma devam edersem ona ihanet etmiş olur muyum?”
Bu soru özellikle derin bağların olduğu kayıplarda ortaya çıkar.
Oysa yas çalışmaları şunu gösterir: Kaybedilenle ilişkinin dönüşmesi, ona olan sevginin azalması değil; hayatla yeniden bağ kurabilmenin yoludur.
İlişki içselleştikçe, kişi artık hayatın içinde yeniden var olabilir.
Bu, kaybedileni unutmak değil; onunla kurulan bağın yaşatan bir forma geçmesidir (Worden, 2018).
YAS VE HAYATLA YENİDEN BAĞ KURMA CESARETİ
Yas sürecinin bir noktasında kişi fark eder:
“Onu içimde taşıyabilirim ama hayatı durdurmak zorunda değilim.”
Bu fark ediş genellikle sessizdir.
Bir karar anı değildir.
Yavaş yavaş olur.
Bazen bir gülümsemede, bazen yeniden bir plan yaparken, bazen de suçlulukla karışık gelen bir rahatlama hissinde ortaya çıkar.
Bu anlar, yasın bittiğini değil; ilişkinin başka bir yere taşındığını gösterir.
DESTEK SÜRECİ BU DÖNÜŞÜMDE NASIL YER ALIR?
Bazı kişiler bu içsel dönüşümü kendi kaynaklarıyla gerçekleştirebilir.
Bazıları içinse bu dönüşüm, bireysel danışmanlık sürecinde daha güvenli bir zeminde mümkün olur.
Bu süreçte amaç:
- Kaybı hızlandırmak
- “Artık geçmesi gerektiğini” telkin etmek
- Unutmayı öğretmek değildir
Amaç:
- İlişkinin donmuş hâlini çözmek
- Özlemle birlikte yaşayabilecek bir iç kapasite geliştirmek
- Hayatla yeniden temas edebilmenin önündeki suçluluk ve korkuları ele almaktır
Yas, birini kaybetmek değildir yalnızca.
Onunla kurulan ilişkinin artık bildiğimiz biçimde sürdürülemeyeceğini kabul etmektir. Ama bu kabul,
ilişkinin tamamen bitmesi anlamına gelmez. Sevdiğimiz kişiler, hayatımızdan çıkmazlar; hayatımızın içine taşınırlar. Ve bazen iyileşme, acıdan kurtulmak değil; acıyla birlikte yaşayabilecek bir ilişki biçimi kurabilmektir.
KAYNAKÇA
- Klass, D., Silverman, P. R., & Nickman, S. (1996). Continuing Bonds. Taylor & Francis.
- Shear, M. K. (2015). Complicated Grief. New England Journal of Medicine.
- Worden, J. W. (2018). Grief Counseling and Grief Therapy. Springer.