Bazı insanlar ilişkilerinde kalmayı “sabır” olarak tanımlar.
Biraz daha beklemeyi…
Biraz daha anlamaya çalışmayı…
Biraz daha emek vermeyi…
Oysa her kalış sabır değildir.
Bazen kişi artık ilişkiyi yaşamıyordur. Yalnızca ilişkiye katlanıyordur. Dışarıdan bakıldığında bu iki durum birbirine oldukça benzeyebilir.
İkisinde de:
- Bekleyiş,
- Sessizlik,
- Sürdürmeye çalışma vardır.
Ancak içeride yaşanan şey çoğu zaman birbirinden oldukça farklıdır.
Sabrın İçinde Umut Vardır
Sabır yalnızca sessizce dayanmak değildir.
Sabırda çoğu zaman:
- Değişimin mümkün olabileceğine dair bir inanç,
- İlişkiye dair hâlâ canlı kalan bir bağ,
- Dönüşüm emarelerini görebilme hâli vardır.
Çünkü psikolojik değişim çoğu zaman hızlı gerçekleşmez. Davranış örüntülerinin, iletişim biçimlerinin ve ilişki dinamiklerinin dönüşmesi zaman alabilir (Johnson, 2019).
İnsanlar bir gecede değişmez. İlişkiler de tek bir konuşmayla tamamen dönüşmez.
Bazen:
- Fark etmek,
- Yüzleşmek,
- Sorumluluk almak,
- Yeni bir ilişki dili geliştirmek uzun bir süreç gerektirir.
Bu nedenle sabır, yalnızca beklemek değil; beklerken içeride hâlâ anlam hissedebilmektir.
Kişi yorulabilir, zorlanabilir. Ama içeride hâlâ umut taşıyan bir taraf vardır.
Katlanmakta İse Mecburiyet / Zorlanma Hissi Olabilir
Katlanmakta ise çoğu zaman:
- “Başka çarem yok”,
- “Şimdilik gitmem mümkün değil”,
- “Nasıl çıkacağımı bilmiyorum” hissi baskındır.
Bu durumda kişi ilişkide kalmaya devam etse bile içeride:
- Sıkışma,
- Boğulma,
- Çaresizlik,
- Sürekli zorlanma hissedebilir.
İlişki artık kişiyi besleyen bir alan olmaktan çok, kişinin yük taşıdığı bir alana dönüşebilir.
Bağlanma araştırmaları, uzun süreli duygusal güvensizlik ve kronik ilişki stresinin kişide tükenmişlik, duygusal geri çekilme ve yoğun yalnızlık hissi yaratabileceğini göstermektedir (Mikulincer & Shaver, 2016).
Katlanma Uzadıkça Hissizleşme Başlayabilir
İnsan zihni ve bedeni sürekli alarm hâlinde kalamaz. Bu nedenle kişi çok uzun süre zorlandığı bir yerde kaldığında, sistem kendini koruyabilmek için zamanla hissizleşmeye başlayabilir.
Bir noktadan sonra kişi:
- Eskisi kadar üzülmemeye,
- Tepki vermemeye,
- Hatta hiçbir şey hissetmemeye başlayabilir.
Bu durum çoğu zaman “iyileşmek” değildir. Bazen kronikleşen mutsuzluğun, duygusal yorgunluğun ve tükenmenin işaretidir. Çünkü insan sürekli kendini bastırarak yaşayamaz.
Bir süre sonra yalnızca ilişkiye değil; hayata karşı da küskünleşebilir.
Sabır İnsanı Derinleştirebilir, Katlanma İse Kişiyi Kendinden Uzaklaştırabilir
Sabırda kişi hâlâ kendisiyle temas hâlindedir.
Ne hissettiğini bilir.
Neden beklediğini bilir.
İçeride gönüllülük vardır.
Katlanmada ise kişi bazen:
- İhtiyaçlarını küçültmeye,
- Kırıldığı yerleri görmezden gelmeye,
- Yalnızca sistemi sürdürebilmeye çalışır.
Ve zamanla mesele ilişkinin düzelmesi değil; kişinin günün sonunda tükenmeden ayakta kalabilmesi hâline gelir.
Kendinize Sorabileceğiniz Bazı Sorular
- Ben burada gerçekten umutla mı kalıyorum?
- Yoksa yalnızca korkudan mı devam ediyorum?
- İlişkide küçük de olsa gerçek bir değişim görüyor muyum?
- Burada kalmak beni büyütüyor mu, yoksa tüketiyor mu?
- Kendime hâlâ temas edebiliyor muyum?
Sabır her zaman kolay değildir. Ama içinde umut, hareket ve anlam taşıyabilir.
Katlanmak ise çoğu zaman kişinin yalnızca yük taşıdığı bir hâle dönüşebilir.
Ve insan bazen en çok da şu noktada yorulur: Artık iyi olacağına inanmadığı bir yerde, iyi olacakmış gibi yaşamaya çalışırken.
KAYNAKÇA
Johnson, S. M. (2019). Attachment Theory in Practice: Emotionally Focused Therapy (EFT) with Individuals, Couples, and Families. Guilford Press.
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and Change (2nd ed.). Guilford Press.