Bir Çocuk Evin Yükünü Taşımaya Başladığında Ne Olur?

Bazı evlerde roller karışır.

Anne çocuk gibi davranır.
Baba düzenlenmesi gereken biri hâline gelir.
Çocuk ise evin duygusal yükünü taşıyan kişiye dönüşür.

Ve bazen o çocuk büyüdüğünde şunu söyler:

“Ben ne zaman çocuk oldum bilmiyorum.”
“Ben hep birilerini idare etmeye çalıştım.”
“Yetişkin oldum ama hiç çocuk olamadım.”

Aile sistemleri kuramında bu durum “rol kayması” ya da “parentification” olarak tanımlanır (Boszormenyi-Nagy & Spark, 1973).

Yani çocuğun gelişimsel olarak ait olmadığı bir sorumluluğu üstlenmesi.

Çocuk, Çocuk Kalamadığında…

Her çocuğun temel ihtiyaçlarından biri şudur:

  • Korunmak,
  • Bakım almak,
  • Yönlendirilmek,
  • Duygusal olarak taşınabilmek.

Ancak bazı ailelerde çocuk:

  • Ebeveynin sırdaşı,
  • Düzenleyicisi,
  • Sakinleştiricisi,
  • Bakım vereni hâline gelebilir.

Örneğin:

  • Anne üzülmesin diye kendi duygularını bastırabilir,
  • Baba öfkelenmesin diye ortamı yatıştırmaya çalışabilir,
  • Kardeşlerin yükünü üstlenebilir.

Ve zamanla evin “en olgun” kişisi çocuk olur.

“Herkes Birbirinin Rolünü Alıyor”

Rol kayması yaşayan ailelerde sınırlar çoğu zaman belirsizdir.

Kim:

  • Bakım veren,
  • Bakım alan,
  • Sorumluluk taşıyan,
  • Düzen kuran kişidir, net değildir.

Bu nedenle çocuk bazen şunu hisseder:

“Benim yorulma hakkım yok.”
“Ben güçlü olmak zorundayım.”
“Ben çökersem her şey dağılır.”

Bu durum kısa vadede kişiyi “çok olgun” gösterebilir. Ancak uzun vadede ciddi bir duygusal yük yaratabilir.

Araştırmalar, parentification deneyiminin duygusal tükenmişlik, kaygı, suçluluk ve ilişkisel zorlanmalarla ilişkili olabileceğini göstermektedir (Hooper, 2007).

Yetişkinlikte Nasıl Devam Eder?

Çocuklukta öğrenilen roller çoğu zaman yetişkinlik ilişkilerine taşınır.

Rol kayması yaşayan kişiler:

  • Partnerlerinin duygusal yükünü taşımaya,
  • Sürekli düzen kurmaya,
  • İlişkiyi ayakta tutan kişi olmaya daha yatkın olabilir.

Bu nedenle romantik ilişkilerde bazen:

  • Eş yerine “anne” rolüne geçebilirler,
  • Partnerlerini idare etmeye çalışabilirler,
  • Kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilirler.

Ya da çocuk sahibi olduklarında:

  • Hem anne hem baba olmaya çalışabilir,
  • Her yükü tek başına üstlenebilirler.

Çünkü zihin şunu öğrenmiştir: “İlişkiyi ben taşımazsam dağılır.”

Sürekli Güçlü Kalmak Tüketebilir

Dışarıdan bakıldığında bu kişiler çoğu zaman:

  • Dayanıklı,
  • Sorumluluk sahibi,
  • Fedakâr olarak görülür.

Ancak içeride çoğu zaman:

  • Yorgunluk,
  • Yalnızlık,
  • Görülmeme hissi,
  • Duygusal tükenmişlik birikebilir.

Çünkü insan sürekli bakım veren olduğunda, bir noktadan sonra kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilir.

“Beni Kim Taşıyacak?”

Rol kayması yaşayan kişilerin en görünmeyen taraflarından biri budur:

Kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabilirler.

Çünkü yardım istemek:

  • Yük olmak,
  • Zayıf görünmek,
  • Sistemi bozmak gibi hissedilebilir.

Bu nedenle çoğu zaman ilişkilerinde şu döngü oluşabilir:

  • Çok verme,
  • Çok taşıma,
  • Çok idare etme,
  • Sonra tükenme.

Sağlıklı Rol Dağılımı Neden Önemlidir?

Aile içinde rollerin:

  • Yaşa uygun,
  • Gelişimsel ihtiyaçlara uygun,
  • Sınırları belirli olması psikolojik gelişim açısından önemlidir (Minuchin, 1974).

Çocuk:

  • Çocuk olabilmeli,
  • İhtiyaç duyabilmeli,
  • Bakım alabilmelidir.

Çünkü çocuklukta sürekli “taşıyan” kişi olmak, yetişkinlikte de ilişkileri omuzlarda taşıma zorunluluğu hissi yaratabilir.

Anlamak, Suçlu Aramak Değildir

Burada önemli olan şey ebeveynleri “kötü” ilan etmek değildir.

Bazı ebeveynler:

  • Kendi travmaları,
  • Duygusal yetersizlikleri,
  • Yaşam yükleri sebebiyle çocuklarına gelişimsel olarak uygun roller sunamamış olabilir.

Ancak bu durumun çocuk üzerindeki etkisini görmek yine de önemlidir.

Çünkü anlaşılmayan yükler, yetişkinlikte tekrar eden ilişki örüntülerine dönüşebilir.

Bireysel Destek Sürecinde Nasıl Çalışılır?

Bu tema bireysel danışmanlık süreçlerinde:

  • Aile içi rol dağılımları,
  • Bakım veren kimliği,
  • Sınır koyma becerileri,
  • Suçluluk duygusu,
  • “Hep güçlü olmak zorundayım” inancı üzerinden ele alınabilir.

Amaç kişiyi bencil yapmak değildir. Kendi ihtiyaçlarının da ilişki içinde yer kaplayabileceğini fark ettirebilmektir.

Bir çocuk sürekli başkalarını taşıyarak büyüdüğünde, yetişkin olduğunda da ilişkilerde taşıyan taraf olmaya devam edebilir.

Herkesi idare eden, düzenleyen, sakinleştiren kişi olmak; bir süre sonra kişinin kendi ihtiyaçlarını duymasını zorlaştırabilir.

Oysa insanın yalnızca güçlü olmaya değil; yorulduğunda yaslanabileceği, ihtiyaç duyduğunda bakım alabileceği ilişkilere de ihtiyacı vardır.

Ve bazen en derin yorgunluk, hiç çocuk olamadan büyümüş olmaktan gelir.

KAYNAKÇA

Boszormenyi-Nagy, I., & Spark, G. M. (1973). Invisible Loyalties. Harper & Row.

Hooper, L. M. (2007). The application of attachment theory and family systems theory to the phenomenon of parentification. The Family Journal.

Minuchin, S. (1974). Families and Family Therapy. Harvard University Press.