İlişkide Bakmak ile Görmek Arasındaki İnce Hat

İlişkilerde sıkça duyulan bir ifade vardır:
“Ben onunla ilgileniyorum.”

İlgi, çoğu zaman bakım verme davranışlarıyla eş tutulur. Aramak, sormak, hatırlatmak, düzenlemek, sorumluluk almak… Bunların tümü ilişkide bakım vermeye dair davranışlardır. Ancak bakım vermek ile gözetmek, her ne kadar benzer görünse de, ilişkisel olarak aynı yerde durmaz.

Bakım, çoğu zaman bakmak ile ilgilidir.
Bir ihtiyaç görülür, karşılanır, yerine getirilir. Zaman zaman kimi ihtiyaçlar görülür ancak görev bilinci ile yapıldığına dair işaretler çokçadır. Yüreğini koyman gereken yerde bu sistem çalışmaz.

Gözetmek ise görmek ile ilgilidir.
İhtiyacın ardındaki duyguyu fark edebilmekle…

Bakım verme davranışı daha yüzeyde ve işlevseldir.
“Üşümüşsün, üstünü giy.”
“Yorulmuşsundur, dinlen.”

Gözetmek ise duygusal kapasite gerektirir.
Söylenmeyeni fark edebilmek, ama bunu yaparken karşı tarafın sınırını ihlal etmemek…
Hatta kimi zaman söylenip duygusal olarak yüreğini ve fiziksel varlığını koymanın anlamlı olacağı zamanda orada olmak anlamına gelir.

Bu fark, ilişkilerde sıklıkla gözden kaçar. Çünkü bakım vermek görünürdür; gözetmek ise sessizdir. Bakım, yapılır; gözetmek hissedilir. Bakım davranışı çoğu zaman ebeveyn-çocuk dinamiğini çağrıştırır. Yapılandırılmıştır, yönlüdür ve hiyerarşi barındırabilir. Gözetmek ise iki yetişkin öznenin karşılıklı olarak birbirini görmesine dayanır. Burada amaç, karşı tarafı düzenlemek değil; onunla temas edebilmektir.

Bağlanma literatürü, güvenli ilişkilerin temelinde yalnızca ihtiyaçların karşılanmasının değil, duygusal olarak anlaşıldığını hissetmenin yattığını vurgular (Bowlby, 1988). Gözetmek, tam olarak bu “anlaşıldım” duygusunu besler.

Bakım; Duymaya dayanır.
Gözetmek ise Anlamaya.

Bakım; Davranışla ilgilidir.
Gözetmek ise ilişkisel farkındalıkla.

Bakım, çocuğa da verilir.
Gözetmek ise özne olana yöneliktir.

İlişkilerde sorun çoğu zaman bakımın eksikliğinden değil; gözetmenin yokluğundan doğar. Her şey yapılmıştır, sorumluluklar yerine getirilmiştir; ama taraflardan biri hâlâ yalnız hisseder. Çünkü bakılmıştır ama görülmemiştir.

Gözetmek; karşı tarafın ihtiyacını onun yerine üstlenmek değil, o ihtiyacın varlığına saygıyla alan açabilmektir. Ne eksik, ne fazla.

Belki de ilişkide sormamız gereken soru şudur:
“Ben bakıyor muyum, yoksa gerçekten görüyor muyum?”
ya da bana bakılıyor mu yoksa gerçekten görülüyor muyum?

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.
  • Siegel, D. J. (2012). The Developing Mind. Guilford Press.