Bazen insan durur. Hayatın ortasında, hiç planlamadığı bir yerde.
Bir hastalıkla, bir kayıpla, bir kırılmayla…
Ve o noktada yalnızca beden değil; hayatın kendisi konuşmaya başlar.
Beden Ne Söyler?
Psikoloji literatüründe, beden ile duygu arasında güçlü bir ilişki olduğuna dair birçok yaklaşım vardır. Özellikle travma ve stres çalışmalarında, bedenin yaşanan deneyimlerin izini taşıyabildiği vurgulanır (van der Kolk, 2014).
Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Bedenin sinyallerini anlamaya çalışmak, hastalığın nedenini psikolojiye indirgemek değildir.
Bir hastalık “sen böyle yaşadığın için oldu” demek değildir. Ama yaşanan bir deneyim, kişiyi hayatına başka bir yerden bakmaya davet edebilir.
“Bu yaşadığın şey sana bir şey söylüyor olsaydı, ne söylüyor olurdu?”
Bu soru bir neden aramaz. Bir anlam alanı açar.
Ve bazen yanıt çok nettir:
“Ben hayatımın başrolü olmak istiyorum artık. Başkaları için yaşamak istemiyorum.”
Başrol Olmak Ne Demek?
Birçok insan hayatını fark etmeden şu şekilde yaşayabilir:
- Başkalarının beklentilerine göre
- Kırmamak için
- Uyum sağlamak için
Bu yaşam biçimi dışarıdan “sorunsuz” görünebilir. Ama içeride yavaş yavaş bir uzaklaşma başlar.
Kişi kendine şu soruyu sormayı bırakır:
“Ben ne istiyorum?”
Beden Ve Yaşam Arasındaki Bağ
Beden, biyolojik bir yapıdır. Ama aynı zamanda deneyimlerin yaşandığı yerdir.
Duygular bastırıldığında, ihtiyaçlar ertelendiğinde, sınırlar sürekli ihlal edildiğinde, kişi bunu her zaman bilinçli olarak fark etmeyebilir. Ancak bu, yaşamın yükünü ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle bazı yaklaşımlar, kişinin yaşadığı fiziksel süreçlerle birlikte hayatına da bakmasının düzenleyici olabileceğini vurgular (Gabor Maté, 2003).
Bu, hastalığın nedeni değildir. Ama bir durup bakma fırsatı olabilir.
“Artık Başrol Olmak İstiyorum”
Bu cümle aslında birçok şeyi içinde taşır:
- Kendini ertelemiş olmak
- Kendi ihtiyaçlarını geri plana atmış olmak
- Başkalarının hayatında yan rol oynamak
Ve bir noktada şunu fark etmek:
“Ben de varım.”
Bu fark ediş çoğu zaman kolay gelmez. Çünkü kişi yalnızca yeni bir şey istemez; eski bir düzeni de bırakmak zorundadır.
Bu Farkındalık Neyi Değiştirir?
Kişi hayatının başrolü olmaya yaklaştıkça:
- Sınırlar daha görünür olur
- İhtiyaçlar daha netleşir
- İlişkiler yeniden değerlendirilir
Bu süreç bazen zorlayıcıdır. Çünkü alışılmış roller değişir.
Ama aynı zamanda düzenleyicidir. Çünkü kişi kendisiyle yeniden temas kurar.
Psikolojik Destek Sürecinde
Bu tür süreçlerde bireysel destek:
- Duygularla temas etmeyi
- Yaşam önceliklerini yeniden düzenlemeyi
- Kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi
- Sınır koymayı öğrenmeyi destekleyebilir.
Amaç hastalığı açıklamak değildir. Amaç kişinin bu süreçte kendine nasıl eşlik edeceğini güçlendirmektir.
Beden bazen susmaz. Ama her zaman açık konuşmaz.
Bazen bir cümleyle ifade edilir:
“Artık başrol olmak istiyorum.”
Bu cümle bir suçlama değildir. Bir yön göstericidir.
KAYNAKÇA
Maté, G. (2003). When the Body Says No. Wiley.
van der Kolk, B. (2014). The Body Keeps the Score. Viking.