Doğru İlişkide “BİZ BAKARIZ” Diyebilirsin
Yanlış İlişki Sana Her Şeyi Tek Başına Yapabileceğini Öğretir
Doğru İlişki İse İlişkinin İçinde Yalnız Kalmaman Gerekmediğini
Yalnızlık her zaman olumsuz bir deneyim değildir. İnsan kendiyle kalabildiğinde, iç dünyasına temas edebildiğinde, yalnızlık bir beceriye, hatta bir kaynağa dönüşebilir. Ancak ilişkilerde yaşanan başka bir yalnızlık türü vardır ki, bu yalnızlık seçilmiş değil; maruz kalınmış bir yalnızlıktır. Bu, birinin yanında olup duygusal olarak tek başına kalma hâlidir. Ve yanlış ilişkiler, kişiye tam olarak bunu öğretir: Yanındayken bile yalnız kalmayı.
İLİŞKİDE YALNIZ KALMAK: TEK BAŞINA OLMAKTAN FARKLI BİR DENEYİM
Tek başına olmak, insanın kendiyle temas edebilmesini içerir. İlişkide yalnız kalmak ise temasın kurulamamasıdır.
İlişkide yalnız kalan kişi:
- Zorlandığında anlatacak bir yer bulamaz
- Sevincini paylaştığında karşılık alamaz
- Yük ağırlaştığında yanında bir omuz hissedemez
Bu yalnızlık, fiziksel bir ayrılıktan değil; duygusal eşlik eksikliğinden doğar (Winnicott, 1965).
Ve insan için en ağır deneyimlerden biri şudur: Birinin hayatında olmak ama onunla yaşayamamak.
YANLIŞ İLİŞKİLERİN ÖĞRETTİĞİ DAYANIKLILIK
Yanlış ilişkiler kişiyi zayıf yapmaz. Aksine, çoğu zaman fazlasıyla dayanıklı hâle getirir.
Kişi:
- Kendi başına karar almayı
- Kendi kendini yatıştırmayı
- Yalnızken ayakta kalmayı öğrenir
Bu beceriler kıymetlidir. Ama yanlış ilişkide bu beceriler bir tercihten değil, zorunluluktan gelişir.
Çünkü ilişkide kişi şunu fark eder: “Yanımda biri var ama yük bana ait.” Bu fark ediş, kişinin gücünü artırır; ama aynı zamanda ilişkideki yalnızlık hissini derinleştirir (Herman, 1992).
DOĞRU İLİŞKİ NEYİ DEĞİŞTİRİR?
Doğru ilişki, kişinin yalnız kalabilme becerisini elinden almaz. Onu bağımlı kılmaz. Doğru ilişki şunu değiştirir: Kişi, ilişki içinde yalnız bırakılmayacağını hisseder. Bu çok ince ama çok güçlü bir farktır.
Doğru ilişkide:
- Kişi yine kendiyle kalabilir
- Yine bireyseldir
- Yine güçlüdür
Ama artık şunu bilir: “Zorlandığımda yanımda biri var.” Bu, sürekli destek almak değildir. Bu, duygusal eşliğin varlığıdır.
“ARTIK HER ŞEYİ TEK BAŞIMA TAŞIMIYORUM” DUYGUSU
Doğru ilişkide insan şunu deneyimler:
- Yorulduğunda durabileceği bir yer
- Anlatmadan da fark edilebilecek bir hâl
- Güçlü olmak zorunda olmadığı anlar
Bu, kişinin kendiyle kalabilme kapasitesini zayıflatmaz. Aksine, onu daha güvenli hâle getirir. Çünkü insan, yalnız kalabileceğini bildiğinde değil; yalnız bırakılmayacağını hissettiğinde gerçekten rahatlar.
İlişkide yalnız kalmaya alışmış biri için, duygusal eşliğin olduğu bir ilişki başta garip hissettirebilir.
Çünkü kişi şuna alışmıştır:
- Yük taşımaya
- Kendi kendine dayanmayı yüceltmeye
- “Ben hallederim” demeye
Doğru ilişkide ise bu cümleye gerek kalmaz. Ve kişi bazen şunu hisseder: “Bir şey eksik değil ama alışık olduğum bir mücadele de yok.” Bu his, sıkıcılık değil; ilk kez ilişkide yalnız kalmamanın deneyimidir.
Bireysel danışmanlık sürecinde kişi şu ayrımı yapmayı öğrenir:
- Kendiyle kalabilme kapasitesi
- İlişkide yalnız bırakılma deneyimi
Bu ayrım çok onarıcıdır.
Çünkü kişi şunu fark eder: “Ben yalnız kalabilen biriyim. Ama ilişkide yalnız kalmak zorunda değilim.” Bu fark ediş, ilişkisel seçimleri de dönüştürür.
Yalnızlık, bazen güçtür, bazen derinliktir. Ama ilişkide yaşanan yalnızlık, insanın en temel ihtiyacına dokunur: birlikte taşıyabilme ihtiyacına.
Yanlış ilişki sana dayanmayı öğretir.
Doğru ilişki ise dayanmak zorunda kalmadığın anların da olabileceğini.
Ve bazen en önemli fark şudur:
Yalnız kalabilmek başka,
ilişkide yalnız bırakılmak bambaşka bir şeydir.
Bu farkı ayırt etmek,
kimi zaman kendi iç kaynaklarıyla, kimi zaman da güvenli bir danışmanlık alanında yavaşça mümkün olur.
KAYNAKÇA
- Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. Hogarth Press.
- Herman, J. L. (1992). Trauma and Recovery. Basic Books.
- Bowlby, J. (1988). A Secure Base. Routledge.
- Wallin, D. (2007). Attachment in Psychotherapy. Guilford Press.