Görülmek, Duyulmak ve İhtiyaç Anında “Orada” Hissedebilmek
Bazı insanlar ilişkilerinde büyük jestler aramaz.
Ama şunları önemser:
- Gece geç saatte dışarıdaysa aranabilmeyi
- Zor bir doktor görüşmesinden önce “yanındayım” mesajı almayı
- Kaygı verici bir tahlil sonucunun unutulmamasını
- Kötü geçen bir günün hatırlanmasını
- İhtiyaç anında ulaşılabilir olmayı
Çünkü bazı ilişkileri güçlü hissettiren şey yalnızca sevgi değildir. Duygusal olarak erişilebilir hissettirmesidir.
Duygusal Erişilebilirlik Nedir?
Bağlanma kuramında duygusal erişilebilirlik; kişinin ihtiyaç duyduğunda partnerinin ulaşılabilir, duyarlı ve temas hâlinde olacağına dair hissiyle ilişkilidir (Johnson, 2019).
Bu her an tetikte olmak değildir.
Ama şunu hissettirebilmektir:
“Zorlandığımda seninle temas kurabilirim.”
“Benim duygumu fark etmeye çalışıyorsun.”
“Hayatımda olan şeyler senin zihninde de yer kaplıyor.”
İlişkiler çoğu zaman tam da bu küçük temaslarla güçlenir.
“Öngörülmek” Neden Bu Kadar Etkileyicidir?
Bazı insanlar için asıl mesele yardımın büyüklüğü değildir.
Hatırlanmış olmaktır.
Örneğin:
- Önemli bir görüşmenin unutulmaması
- Eve geç döneceğin için telefonun sesinin açık tutulması
- “Nasıl geçti?” diye sorulması kişide şu hissi yaratabilir:
“Ben senin zihninde yer kaplıyorum.”
Bu duygu, ilişkilerde güven ve bağlılık hissini artırabilir (Mikulincer & Shaver, 2016).
Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; düşünülmek de ister.
Görülme İhtiyacı Karşılanmadığında
Bazı ilişkilerde kişi defalarca şunu anlatmaya çalışabilir:
- “Zor anlarımda yanında hissetmek istiyorum.”
- “Biraz daha ulaşılabilir olmana ihtiyacım var.”
- “Hatırlanmak benim için önemli.”
Ve buna rağmen ilişki içinde hâlâ yalnız hissedebilir.
Bu durum zamanla:
- Kırgınlık,
- Görünmezlik hissi,
- Duygusal uzaklık yaratabilir.
Araştırmalar, partnerin duygusal ihtiyaçlara duyarlı yanıt verebilmesinin ilişki doyumu açısından önemli olduğunu göstermektedir (Reis & Gable, 2015).
’’İNCE BİR ÇİZGİ VAR’’
Bir ihtiyacı ifade etmek sağlıklıdır.
Ancak kişi:
- Açıkça,
- Şeffaf biçimde,
- Tekrar tekrar neye ihtiyaç duyduğunu anlatmasına rağmen karşı taraftan bunu göremiyorsa, burada yalnızca “anlatamamış olmak” meselesi olmayabilir.
Bazı insanlar:
- Duygusal olarak daha sınırlı erişilebilir olabilir,
- Öngörme becerisi düşük olabilir,
- İlişkiyi daha farklı yaşama eğiliminde olabilir.
Ve bazen kişi, partnerinin veremediği bir şeyi sürekli istemeye devam ederek hem kendini hem karşı tarafı zorlayabilir.
Çünkü karşı taraf da zamanla:
- Yetersiz hissetmeye,
- Sürekli eksik kalıyormuş gibi yaşamaya,
- Ne yaparsa yapsın yetmiyormuş duygusuna sürüklenebilir.
İlişkide Kalmak ve Kendine Haksızlık Etmek
Bazı insanlar ilişkilerinde temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığını fark ettikleri hâlde kalmaya devam eder.
Çünkü:
- “Belki değişir.”
- “Belki bu sefer görür.”
- “Belki ben fazla şey istiyorumdur.” diye düşünebilirler.
Ancak uzun süre görülmediğini hisseden bir kişinin zamanla kendi ihtiyacını küçültmeye başlaması mümkündür.
Bu nedenle bazı ilişkilerde mesele sevginin varlığı değil; sevginin hissedilme biçimi olabilir.
Duygusal Erişilebilirlik “Her Daim Her Koşulda Hazır Bir Şekilde Beklemek” Değildir
Öte yandan duygusal erişilebilirlik:
- Her dakika ulaşılabilir olmak,
- Sürekli tetikte yaşamak,
- Kendi ihtiyaçlarını yok saymak anlamına da gelmez.
Bir ilişkide kişinin:
- Kendi bireyselliğini koruyabilmesi,
- Kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesi,
- Kendi sınırlarını sürdürebilmesi de sağlıklıdır.
Çünkü ilişki, iki kişinin birbirini tamamen taşıdığı bir sistem değil; birbirine temas edebildiği bir bağ alanıdır.
İlişkilerin Tutkalı Bazen Çok Küçük Şeylerdir
Bazen bir ilişkiyi güçlü hissettiren şey:
- Büyük sürprizler,
- Çok büyük sözler,
- Dramatik jestler değildir.
Bazen yalnızca:
“Eve vardın mı?”
“Bugün sonucun vardı.”
“Sesin biraz kötü geliyor.”
“Yanındayım.” diyebilmektir.
Çünkü insan, en çok da zorlandığı yerde yalnız kalmadığında bağ hisseder.
Çift Danışmanlık Sürecinde Nasıl Çalışılır?
Çift danışmanlık süreçlerinde çoğu zaman:
- Partnerlerin duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi,
- Sevgi ve ilgi gösterme biçimlerini anlaması,
- Birbirlerinin kırılgan alanlarını tanıyabilmesi,
- Duygusal erişilebilirlik becerilerini geliştirmesi üzerine çalışılır.
Bazen taraflardan biri “çok şey istiyormuş” gibi hissederken, diğeri “ne yaparsam yapayım yetmiyor” duygusunu yaşayabilir.
Bu süreçlerde amaç suçlu bulmak değil; ilişkinin temas kuramayan alanlarını görünür hâle getirmektir.
Bazı ilişkiler sevgi olmadığı için değil; kişiler birbirine duygusal olarak ulaşamadığı için yorulur.
Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; görülmek, düşünülmek ve ihtiyaç anında yalnız olmadığını hissetmek ister.
Ve bazen bir ilişkinin en güçlü tarafı, kişinin “başıma bir şey geldiğinde sana ulaşabilirim” hissidir.
KAYNAKÇA
Johnson, S. M. (2019). Attachment Theory in Practice. Guilford Press.
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood (2nd ed.). Guilford Press.
Reis, H. T., & Gable, S. L. (2015). Responsiveness. Current Opinion in Psychology.