Birini kaybettiğimizde, geride yalnızca yokluk kalmaz. Eşyalar kalır. Kıyafetler, kokular, defterler, gözlükler, bir fincan, bir koltuk… Bu eşyalar çoğu zaman yalnızca nesne değildir. Kaybedilen kişiyle kurulan bağın somut taşıyıcılarıdır.
Romantik ilişkilerde en zor sorulardan biri şudur: “Kalmak mı, ayrılmak mı?”
Sınav dönemlerinde erteleme yalnızca zaman yönetimiyle ilgili değildir. Çoğu zaman bu davranış, kişinin başarıyla kurduğu ilişkiyi yansıtır. Bazı öğrenciler için sınav, bilgi ölçen bir araçtan çok; “Ben kimim?” sorusuna verilen sessiz bir yanıta dönüşür. Bu noktada erteleme, çalışmaktan kaçınma değil; kimlik tehdidiyle yüzleşmeyi geciktirme biçimi hâlini alır.
Agorafobi yalnızca yaşayan kişiyi etkilemez. Onunla yaşayanları da yavaş yavaş içine alan bir deneyimdir.
Yasın en zor ama en dönüştürücü tarafı, kaybedilen kişiyle ilişkinin sona ermemesi, ancak artık bildiğimiz hâliyle de sürdürülememesidir.
Romantik ilişkilerde tartışma kaçınılmazdır. Ancak bazı tartışma biçimleri, sorunu ele almak yerine ilişkiyi yıpratır. John Gottman ve çalışma arkadaşlarının uzun yıllara yayılan araştırmaları, bazı iletişim örüntülerinin ilişkilerde güveni ve duygusal bağı belirgin biçimde zedelediğini göstermiştir (Gottman, 1994). Bu örüntüler, Mahşerin Dört Atlısı olarak adlandırılır.
Agorafobi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sıklıkla “kalabalık korkusu” ya da “evden çıkamama” olarak tanımlansa da yaşanan deneyim bundan daha karmaşıktır.
Bazı insanlar için “önce başkasını düşünmek” bir tercih değil, neredeyse otomatik bir refleks gibidir. Karşısındaki üzülmesin diye kendi ihtiyacını ertelemek, ortamın dengesini korumak adına rahatsızlığını bastırmak ya da ilişkide sorun çıkmaması için susmak, zamanla kişinin karakterinin bir parçası gibi algılanabilir.
Romantik bir ilişkiden ayrılmakta zorlanmak çoğu zaman “güçsüzlük” ya da “kararsızlık” olarak yorumlanır. Bu zorlanma her zaman olumsuz bir işaret değildir.
İlişkilerde sıkça karşılaşılan bir cümle vardır: “Şu an bunu konuşacak durumda değilim.” Bu cümle bazen gerçek bir sınırı, bazen de ilişkide temasın ertelendiği bir alanı işaret eder. Ancak çoğu zaman, daha zor bir sorunun üzerini örter: Bir ihtiyacı dile getirmek, karşı taraf hazır değilken yanlış mıdır?