Blog Yazıları
Psikolojik süreçleri anlamaya yönelik kavramsal ve bilgilendirici yazılar.
-
Bazı insanlar için bir tartışma bitmez. Karşı taraf susar, konu kapanır, hayat devam eder. Ama zihnin içinde başka bir mahkeme başlar: “Öyle demeseydim…” “Biraz daha sakin olmalıydım…” “Yine her şeyi mahvettim…” Bu iç ses çoğu zaman başkasından daha serttir. Ve kişi her olayda kendini sanık sandalyesine oturtur.
-
“Seviyorum ama kendimi seçiyorum” cümlesi, çoğu zaman sert, bencil ya da ani bir kopuş gibi algılanır. Oysa bu cümle genellikle bir ayrılığın değil; uzun süredir sürdürülen bir iç mücadelenin sonucudur. Kişi çoğu zaman sevgiyle vedalaşmaz. Vedalaştığı şey, kendinden eksilerek ilişkiyi sürdürme halidir. Bu nedenle “kendini seçmek”, sevgisizliğin değil; kendilik bilincinin ortaya çıkmasıyla ilgilidir.
-
İnsan için zorlanmak, hata yapmak ya da duygusal olarak dağılmak, yalnızca yaşanan bir deneyim değil; aynı zamanda kendine yöneltilen sert bir iç yargının da başlangıcıdır. Bu yargı çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. Daha çok içten içe işleyen, “bunu da beceremedin”, “neden böyle hissediyorsun”, “daha güçlü olmalısın” diyen bir tonla kendini gösterir.
-
Affetmek, günlük dilde sıkça yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Çoğu zaman affetmek, “olan biteni sineye çekmek”, “olanı normalleştirmek” ya da “karşı tarafı aklamak” gibi algılanır.
-
Yalnızlık her zaman olumsuz bir deneyim değildir. İnsan kendiyle kalabildiğinde, iç dünyasına temas edebildiğinde, yalnızlık bir beceriye, hatta bir kaynağa dönüşebilir. Ancak ilişkilerde yaşanan başka bir yalnızlık türü vardır ki, bu yalnızlık seçilmiş değil; maruz kalınmış bir yalnızlıktır. Bu, birinin yanında olup duygusal olarak tek başına kalma hâlidir. Ve yanlış ilişkiler, kişiye tam olarak bunu…
-
Sınav kaygısı çoğu zaman çocuğun yaşadığı bireysel bir sorun gibi ele alınır. Oysa birçok vakada kaygı, yalnızca çocuğun içinde doğmaz; ilişkinin içinde şekillenir. Çocuk sınava girerken yalnız değildir. Yanında görünmeyen ama güçlü bir eşlikçi vardır: Ebeveynin kaygısı.
-
Stres, kurumsal hayatta çoğu zaman “yenilmesi gereken bir düşman” olarak ele alınır. Oysa psikoloji literatürü, stresin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını; asıl belirleyici olanın stresle kurulan ilişki olduğunu göstermektedir.
-
Bir ilişkide en yorucu şey kavga etmek değildir. En yorucu şey, anlaşmazlıklar da değildir. Asıl tükenmişlik belki de verdiklerinin, yaşadıklarının, kırılmalarının karşı tarafta hiçbir iç hareket yaratmadığını fark etmektir.
-
Terapi odasında son yıllarda giderek daha sık karşılaşılan bir dinamik var: Bir taraf temas kurmaya çalışırken, diğer taraf aynı anda hem yaklaşıyor hem geri çekiliyor. Bir gün duygusal olarak açık, ilgili, hatta yakın görünürken; ertesi gün fiziksel ya da duygusal olarak buz kesmiş bir hâlde.
-
Mutsuz olduğun bir ilişkideysen, çevreden gelen cümleler çoğu zaman benzerdir: “Niye hâlâ içindesin?” “Bu sana iyi gelmiyor.” “Bırak gitsin.”