Blog Yazıları
Psikolojik süreçleri anlamaya yönelik kavramsal ve bilgilendirici yazılar.
-
Bu yazıda sınav kaygısına, kişinin sınav ile kurduğu ilişki perspektifinden ele almak istedim. Sınav kaygısı çoğu zaman yanlış yerden tanımlanır. Sanki mesele yeterince çalışmamış olmakmış gibi ele alınır.
-
Erteleme çoğu zaman masum bir gerekçeyle başlar: “Şimdi değil, sonra.” “Biraz daha vaktim var.” “Daha hazır hissettiğimde.”
-
İlişkilerde en sık karıştırılan üç kavram vardır: konuşmak, susmak ve sınır koymak.
-
Yas çoğu zaman tek bir süreç gibi düşünülür. Halbuki kaybın nasıl yaşandığı, yasın ruhsal örgütlenmesini doğrudan etkiler.
-
Kanser tedavisi gören birçok kişi için hayat, planlanmamış bir duraklamaya girer. Enfeksiyon riski, fiziksel yorgunluk ve belirsizlikler nedeniyle sosyal yaşam daralabilir; iş, eğitim ya da uzun vadeli hedefler geçici olarak bırakılabilir. Bu süreç dışarıdan “bekleme” gibi görünse de, aslında yoğun bir hayatta kalma ve uyum sağlama çabasıdır.
-
İlişkilerde sıkça duyulan bir ifade vardır: “Ben onunla ilgileniyorum.”
-
Birçok insanın zihninde tanıdık bir ses vardır: “Yine beceremedin.” “Bunu da mahvettin.” “Sen zaten hep böylesin.” Bu ses çoğu zaman dışarıdan duyduğumuz eleştirilerden daha serttir. Ve ilginç olan şu ki, kişi çoğu zaman bu sesi kendisi sanır. Psikolojik literatürde bu yapı, çoğu zaman “iç eleştirmen” ya da “eleştirel iç ses” olarak tanımlanır.
-
Sınav dönemleri yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de yoğun bir duygusal süreçtir. Belirsizlik, gelecek kaygısı ve “ya olmazsa?” sorusu ebeveynin iç dünyasında güçlü bir yer kaplar.
-
Bazı ilişkiler bir gemi gibidir. Şaşalıdır. Kocamandır. İçinde eğlence katları vardır, farklı yemek salonları vardır. Hatta bir zamanlar yalnızca iki kişiye ait, özel odaları bile olmuştur. Bu gemide anılar vardır. Gülüşler, planlar, hayaller… Birlikte yol alındığına inanılan uzun bir rota. Ancak bir noktadan sonra gemi su almaya başlar. Üstelik tek bir yerden değil. Farklı bölmelerden,…
-
Bazı insanlar için bir tartışma bitmez. Karşı taraf susar, konu kapanır, hayat devam eder. Ama zihnin içinde başka bir mahkeme başlar: “Öyle demeseydim…” “Biraz daha sakin olmalıydım…” “Yine her şeyi mahvettim…” Bu iç ses çoğu zaman başkasından daha serttir. Ve kişi her olayda kendini sanık sandalyesine oturtur.