<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Klinik Psikolog Gözde Ceylan</title>
	<atom:link href="https://pskgozdeceylan.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pskgozdeceylan.com</link>
	<description>Psikolojik Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 May 2026 06:27:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://pskgozdeceylan.com/wp-content/uploads/2026/01/cropped-GC-32x32.png</url>
	<title>Klinik Psikolog Gözde Ceylan</title>
	<link>https://pskgozdeceylan.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlişkilerde Beklemek Her Zaman Aynı Anlama Gelmeyebilir &#8221;Sabır Mı, Katlanma Mı?&#8221;</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerde-beklemek-her-zaman-ayni-anlama-gelmeyebilir-sabir-mi-katlanma-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iliskilerde-beklemek-her-zaman-ayni-anlama-gelmeyebilir-sabir-mi-katlanma-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 06:27:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı insanlar ilişkilerinde kalmayı “sabır” olarak tanımlar.<br />
Biraz daha beklemeyi…<br />
Biraz daha anlamaya çalışmayı…<br />
Biraz daha emek vermeyi…</p>
<p>Oysa her kalış sabır değildir.</p>
<p>Bazen kişi artık ilişkiyi yaşamıyordur. Yalnızca ilişkiye katlanıyordur.</p>
<p>Dışarıdan bakıldığında bu iki durum birbirine oldukça benzeyebilir.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerde-beklemek-her-zaman-ayni-anlama-gelmeyebilir-sabir-mi-katlanma-mi/">İlişkilerde Beklemek Her Zaman Aynı Anlama Gelmeyebilir ”Sabır Mı, Katlanma Mı?”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar ilişkilerinde kalmayı “sabır” olarak tanımlar.<br>Biraz daha beklemeyi…<br>Biraz daha anlamaya çalışmayı…<br>Biraz daha emek vermeyi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa her kalış sabır değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen kişi artık ilişkiyi yaşamıyordur. Yalnızca ilişkiye katlanıyordur. Dışarıdan bakıldığında bu iki durum birbirine oldukça benzeyebilir.<br>İkisinde de:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bekleyiş,</li>



<li>Sessizlik,</li>



<li>Sürdürmeye çalışma vardır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak içeride yaşanan şey çoğu zaman birbirinden oldukça farklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sabrın İçinde Umut Vardır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sabır yalnızca sessizce dayanmak değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sabırda çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Değişimin mümkün olabileceğine dair bir inanç,</li>



<li>İlişkiye dair hâlâ canlı kalan bir bağ,</li>



<li>Dönüşüm emarelerini görebilme hâli vardır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü psikolojik değişim çoğu zaman hızlı gerçekleşmez. Davranış örüntülerinin, iletişim biçimlerinin ve ilişki dinamiklerinin dönüşmesi zaman alabilir (Johnson, 2019).</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar bir gecede değişmez. İlişkiler de tek bir konuşmayla tamamen dönüşmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fark etmek,</li>



<li>Yüzleşmek,</li>



<li>Sorumluluk almak,</li>



<li>Yeni bir ilişki dili geliştirmek uzun bir süreç gerektirir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle sabır, yalnızca beklemek değil; beklerken içeride hâlâ anlam hissedebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi yorulabilir, zorlanabilir. Ama içeride hâlâ umut taşıyan bir taraf vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Katlanmakta İse Mecburiyet / Zorlanma Hissi Olabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Katlanmakta ise çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Başka çarem yok”,</li>



<li>“Şimdilik gitmem mümkün değil”,</li>



<li>“Nasıl çıkacağımı bilmiyorum” hissi baskındır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda kişi ilişkide kalmaya devam etse bile içeride:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sıkışma,</li>



<li>Boğulma,</li>



<li>Çaresizlik,</li>



<li>Sürekli zorlanma hissedebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İlişki artık kişiyi besleyen bir alan olmaktan çok, kişinin yük taşıdığı bir alana dönüşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlanma araştırmaları, uzun süreli duygusal güvensizlik ve kronik ilişki stresinin kişide tükenmişlik, duygusal geri çekilme ve yoğun yalnızlık hissi yaratabileceğini göstermektedir (Mikulincer &amp; Shaver, 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Katlanma Uzadıkça Hissizleşme Başlayabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan zihni ve bedeni sürekli alarm hâlinde kalamaz. Bu nedenle kişi çok uzun süre zorlandığı bir yerde kaldığında, sistem kendini koruyabilmek için zamanla hissizleşmeye başlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir noktadan sonra kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eskisi kadar üzülmemeye,</li>



<li>Tepki vermemeye,</li>



<li>Hatta hiçbir şey hissetmemeye başlayabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum çoğu zaman “iyileşmek” değildir. Bazen kronikleşen mutsuzluğun, duygusal yorgunluğun ve tükenmenin işaretidir. Çünkü insan sürekli kendini bastırarak yaşayamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir süre sonra yalnızca ilişkiye değil; hayata karşı da küskünleşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sabır İnsanı <em>Derinleştirebilir</em>, Katlanma İse <em>Kişiyi Kendinden Uzaklaştırabilir</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sabırda kişi hâlâ kendisiyle temas hâlindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne hissettiğini bilir.<br>Neden beklediğini bilir.<br>İçeride gönüllülük vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Katlanmada ise kişi bazen:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaçlarını küçültmeye,</li>



<li>Kırıldığı yerleri görmezden gelmeye,</li>



<li>Yalnızca sistemi sürdürebilmeye çalışır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve zamanla mesele ilişkinin düzelmesi değil; kişinin günün sonunda tükenmeden ayakta kalabilmesi hâline gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kendinize Sorabileceğiniz Bazı Sorular</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ben burada gerçekten umutla mı kalıyorum?</li>



<li>Yoksa yalnızca korkudan mı devam ediyorum?</li>



<li>İlişkide küçük de olsa gerçek bir değişim görüyor muyum?</li>



<li>Burada kalmak beni büyütüyor mu, yoksa tüketiyor mu?</li>



<li>Kendime hâlâ temas edebiliyor muyum?</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Sabır her zaman kolay değildir. Ama içinde umut, hareket ve anlam taşıyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Katlanmak ise çoğu zaman kişinin yalnızca yük taşıdığı bir hâle dönüşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve insan bazen en çok da şu noktada yorulur: Artık iyi olacağına inanmadığı bir yerde, iyi olacakmış gibi yaşamaya çalışırken.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Johnson, S. M. (2019). <em>Attachment Theory in Practice: Emotionally Focused Therapy (EFT) with Individuals, Couples, and Families</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). <em>Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and Change</em> (2nd ed.). Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerde-beklemek-her-zaman-ayni-anlama-gelmeyebilir-sabir-mi-katlanma-mi/">İlişkilerde Beklemek Her Zaman Aynı Anlama Gelmeyebilir ”Sabır Mı, Katlanma Mı?”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İlişkiyi Taşımak ile İlişkinin İçinde Taşınmak Arasında</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/bir-iliskiyi-tasimak-ile-iliskinin-icinde-tasinmak-arasinda/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-iliskiyi-tasimak-ile-iliskinin-icinde-tasinmak-arasinda</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 07:58:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimyada bazı maddeler, dışarıdan bir etki geldiğinde tepki verir.<br />
Bazıları ise ortam oluşmadan önce harekete geçer, süreci başlatır ya da yön değiştirir.</p>
<p>Psikoloji literatüründe de benzer şekilde iki farklı eğilimden söz edilir:</p>
<p>Reaktif yaklaşım: Olay gerçekleştikten sonra tepki verme eğilimi</p>
<p>Proaktif yaklaşım: Olası ihtiyaçları, sorunları ya da durumları önceden öngörerek hareket etme eğilimi (Bateman &#038; Crant, 1993)</p>
<p>Bu iki yapı yalnızca iş yaşamında değil; aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarda ve romantik ilişkilerde de oldukça görünürdür.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/bir-iliskiyi-tasimak-ile-iliskinin-icinde-tasinmak-arasinda/">Bir İlişkiyi Taşımak ile İlişkinin İçinde Taşınmak Arasında</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>Söylenince Yapanlar, Önceden Düşünenler ve İlişkisel Yorgunluk Üzerine</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimyada bazı maddeler, dışarıdan bir etki geldiğinde tepki verir.<br>Bazıları ise ortam oluşmadan önce harekete geçer, süreci başlatır ya da yön değiştirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoloji literatüründe de benzer şekilde iki farklı eğilimden söz edilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reaktif yaklaşım: Olay gerçekleştikten sonra tepki verme eğilimi</li>



<li>Proaktif yaklaşım: Olası ihtiyaçları, sorunları ya da durumları önceden öngörerek hareket etme eğilimi (Bateman &amp; Crant, 1993)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki yapı yalnızca iş yaşamında değil; aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarda ve romantik ilişkilerde de oldukça görünürdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaçları önceden fark eder,</li>



<li>Hatırlar,</li>



<li>Organize eder,</li>



<li>İlişkiyi taşıyan görünmez yükleri üstlenir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazıları ise:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaç söylendiğinde harekete geçer,</li>



<li>Talep geldiğinde destek olur,</li>



<li>İlişkiyi daha çok “olan şeye tepki vererek” yaşar.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İlişkilerde bu iki yapı sıkça karşılaşır. Ve çoğu zaman taraflar birbirini “fazla duyarsız” ya da “fazla hassas” gibi yorumlamaya başlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa mesele çoğu zaman iyi ya da kötü olmak değildir. İlişki kurma ve ilişkiyi sürdürme biçimlerinin farklılığıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Proaktif Olmak: Önceden Düşünen Taraf</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Proaktif kişiler çoğu zaman ilişki içinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaçları önceden fark etmeye,</li>



<li>Kriz oluşmadan çözüm üretmeye,</li>



<li>Karşı tarafın duygusunu düzenlemeye yatkın olabilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Önemli bir günü hatırlarlar,</li>



<li>Zor bir görüşme öncesi ararlar,</li>



<li>“Eve vardın mı?” diye sorarlar,</li>



<li>Ortamın duygusal yükünü önceden hissederler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yapı kısa vadede ilişkiyi oldukça işlevsel gösterebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü ilişki içinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Düşünülme,</li>



<li>Görülme,</li>



<li>Önemsenme hissi yaratır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ancak Her Şeyi Taşıyan Taraf Olmak Yorabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Proaktif kişiler zamanla yalnızlaşabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yalnızca kendi duygularını değil:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Karşı tarafın duygularını,</li>



<li>İlişkinin ihtiyaçlarını,</li>



<li>Olası krizleri,</li>



<li>İletişimi de taşımaya başlayabilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda ilişki bir süre sonra eşit bir bağdan çok, tek taraflı yürütülen bir sistem gibi hissedilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, ilişkilerde sürekli duygusal yük taşıyan kişilerin zamanla tükenmişlik ve duygusal yalnızlık yaşayabildiğini göstermektedir (Pines &amp; Aronson, 1988).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reaktif Olmak: Söylendiğinde Harekete Geçmek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reaktif kişiler ise çoğu zaman:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bana söylenirse yaparım.”<br>“İhtiyaç ifade edilirse anlarım. ” şeklinde ilerleyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yapı bazen daha net sınırlar da sağlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Zihin okumaya çalışmaz,</li>



<li>Sürekli tetikte yaşamaz,</li>



<li>Söyleneni duyar ve hareket eder.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ilişkilerde bu durum oldukça işlevsel olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyacını açıkça ifade eder,</li>



<li>Karşı taraf da buna yanıt verir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda ilişki daha açık iletişimli ilerleyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ancak Burada Da Başka Bir Zorlanma Oluşabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bazı insanlar için mesele yalnızca “yapılması” değildir.<br>Öngörülmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Ben söylemeden düşünür mü?”</li>



<li>“İhtiyacımı ben anlatmadan fark eder mi?”</li>



<li>“Ben onun zihninde yer kaplıyor muyum?” soruları önem kazanabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle reaktif yapıdaki bir partner, bazı kişilerde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Görülmeme,</li>



<li>Yalnızlık,</li>



<li>Önemsenmeme hissi yaratabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan bazı kişiler de tam tersine şunu yaşayabilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Söylesem bile anlar mı acaba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani mesele yalnızca ihtiyacı ifade etmek değil; karşılığını alabileceğine dair güven hissidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Aile İlişkilerinde Nasıl Görülür?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ailelerde bir kişi sürekli:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ortamı düzenleyen,</li>



<li>Herkesi düşünen,</li>



<li>Krizleri yöneten kişi olur.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer aile üyeleri ise daha reaktif ilerler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaç söylendiğinde destek verirler,</li>



<li>Sorun büyüdüğünde harekete geçerler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda proaktif kişi zamanla şunu hissedebilir: “Bu evin yükünü ben taşıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Arkadaşlık İlişkilerinde Nasıl Görülür?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı arkadaşlık ilişkilerinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Doğum günlerini hatırlayan,</li>



<li>İlk mesaj atan,</li>



<li>Buluşmaları organize eden,</li>



<li>Zor zamanları takip eden hep aynı kişi olabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir süre sonra ilişki: “Ben olmasam bu bağ sürer miydi?” sorusunu doğurabilir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Romantik İlişkilerde Nasıl Görülür?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Romantik ilişkilerde bu fark daha görünür olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir taraf:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İlişkiyi taşıyan,</li>



<li>Duygusal alanı düzenleyen,</li>



<li>İletişimi sürdüren taraf hâline gelebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraf ise:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaç söylendiğinde hareket eden,</li>



<li>Daha tepkisel ilerleyen bir yerde kalabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum uzun vadede:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kırgınlık,</li>



<li>Eşitsizlik hissi,</li>



<li>Duygusal yalnızlık yaratabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çözüm Herkesin Aynı Olması Değildir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlişkilerde mesele herkesin tamamen proaktif ya da tamamen reaktif olması değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemli olan şey:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tarafların birbirinin ihtiyaç biçimini anlayabilmesi,</li>



<li>Yükün tek kişide birikmemesi,</li>



<li>İlişkinin duygusal emeğinin paylaşılabilmesidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü sürekli taşıyan taraf olmak kadar, hiç taşımayan tarafta kalmak da ilişkiyi zorlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çift ve Bireysel Destek Süreçlerinde Nasıl Çalışılır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu temalar danışmanlık süreçlerinde genellikle:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygusal emek dağılımı,</li>



<li>Görünürlük ihtiyacı,</li>



<li>Bağlanma örüntüleri,</li>



<li>İletişim biçimleri,</li>



<li>Beklenti ve ihtiyaç farkları üzerinden ele alınır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç bir tarafı “fazla”, diğer tarafı “eksik” ilan etmek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlişkide:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kim neyi taşıyor,</li>



<li>Kim neyi bekliyor,</li>



<li>Kim hangi yerde yoruluyor bunları görünür hâle getirebilmektir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar ilişkilerinde önceden düşünür.<br>Bazıları söylendiğinde harekete geçer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki yapı da kendi içinde anlaşılabilir olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ilişki, tüm duygusal yükün tek bir kişinin omzunda kaldığı yerde yorulmaya başlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çünkü insan yalnızca ilişkiyi sürdürmek değil; o ilişkinin içinde taşındığını da hissetmek ister.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">KAYNAKÇA</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bateman, T. S., &amp; Crant, J. M. (1993). The proactive component of organizational behavior. <em>Journal of Organizational Behavior</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Johnson, S. M. (2019). <em>Attachment Theory in Practice</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). <em>Attachment in Adulthood</em> (2nd ed.). Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pines, A., &amp; Aronson, E. (1988). <em>Career Burnout: Causes and Cures</em>. Free Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reis, H. T., &amp; Gable, S. L. (2015). Responsiveness. <em>Current Opinion in Psychology</em>.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/bir-iliskiyi-tasimak-ile-iliskinin-icinde-tasinmak-arasinda/">Bir İlişkiyi Taşımak ile İlişkinin İçinde Taşınmak Arasında</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rol Kayması: Çocukken Ebeveyn Olmak</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/rol-kaymasi-cocukken-ebeveyn-olmak/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=rol-kaymasi-cocukken-ebeveyn-olmak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 07:40:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı evlerde roller karışır.</p>
<p>Anne çocuk gibi davranır.<br />
Baba düzenlenmesi gereken biri hâline gelir.<br />
Çocuk ise evin duygusal yükünü taşıyan kişiye dönüşür.</p>
<p>Ve bazen o çocuk büyüdüğünde şunu söyler:</p>
<p>“Ben ne zaman çocuk oldum bilmiyorum.”<br />
“Ben hep birilerini idare etmeye çalıştım.”<br />
“Yetişkin oldum ama hiç çocuk olamadım.”</p>
<p>Aile sistemleri kuramında bu durum “rol kayması” ya da “parentification” olarak tanımlanır (Boszormenyi-Nagy &#038; Spark, 1973).</p>
<p>Yani çocuğun gelişimsel olarak ait olmadığı bir sorumluluğu üstlenmesi.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/rol-kaymasi-cocukken-ebeveyn-olmak/">Rol Kayması: Çocukken Ebeveyn Olmak</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Çocuk Evin Yükünü Taşımaya Başladığında Ne Olur?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı evlerde roller karışır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anne çocuk gibi davranır.<br>Baba düzenlenmesi gereken biri hâline gelir.<br>Çocuk ise evin duygusal yükünü taşıyan kişiye dönüşür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen o çocuk büyüdüğünde şunu söyler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben ne zaman çocuk oldum bilmiyorum.”<br>“Ben hep birilerini idare etmeye çalıştım.”<br>“Yetişkin oldum ama hiç çocuk olamadım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aile sistemleri kuramında bu durum “rol kayması” ya da “parentification” olarak tanımlanır (Boszormenyi-Nagy &amp; Spark, 1973).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani çocuğun gelişimsel olarak ait olmadığı bir sorumluluğu üstlenmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çocuk, Çocuk Kalamadığında…</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her çocuğun temel ihtiyaçlarından biri şudur:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Korunmak,</li>



<li>Bakım almak,</li>



<li>Yönlendirilmek,</li>



<li>Duygusal olarak taşınabilmek.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bazı ailelerde çocuk:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ebeveynin sırdaşı,</li>



<li>Düzenleyicisi,</li>



<li>Sakinleştiricisi,</li>



<li>Bakım vereni hâline gelebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anne üzülmesin diye kendi duygularını bastırabilir,</li>



<li>Baba öfkelenmesin diye ortamı yatıştırmaya çalışabilir,</li>



<li>Kardeşlerin yükünü üstlenebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve zamanla evin “en olgun” kişisi çocuk olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Herkes Birbirinin Rolünü Alıyor”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rol kayması yaşayan ailelerde sınırlar çoğu zaman belirsizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kim:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bakım veren,</li>



<li>Bakım alan,</li>



<li>Sorumluluk taşıyan,</li>



<li>Düzen kuran kişidir, net değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle çocuk bazen şunu hisseder:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Benim yorulma hakkım yok.”<br>“Ben güçlü olmak zorundayım.”<br>“Ben çökersem her şey dağılır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum kısa vadede kişiyi “çok olgun” gösterebilir. Ancak uzun vadede ciddi bir duygusal yük yaratabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, parentification deneyiminin duygusal tükenmişlik, kaygı, suçluluk ve ilişkisel zorlanmalarla ilişkili olabileceğini göstermektedir (Hooper, 2007).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yetişkinlikte Nasıl Devam Eder?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuklukta öğrenilen roller çoğu zaman yetişkinlik ilişkilerine taşınır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rol kayması yaşayan kişiler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Partnerlerinin duygusal yükünü taşımaya,</li>



<li>Sürekli düzen kurmaya,</li>



<li>İlişkiyi ayakta tutan kişi olmaya daha yatkın olabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle romantik ilişkilerde bazen:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eş yerine “anne” rolüne geçebilirler,</li>



<li>Partnerlerini idare etmeye çalışabilirler,</li>



<li>Kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ya da çocuk sahibi olduklarında:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hem anne hem baba olmaya çalışabilir,</li>



<li>Her yükü tek başına üstlenebilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü zihin şunu öğrenmiştir: “İlişkiyi ben taşımazsam dağılır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sürekli Güçlü Kalmak Tüketebilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışarıdan bakıldığında bu kişiler çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dayanıklı,</li>



<li>Sorumluluk sahibi,</li>



<li>Fedakâr olarak görülür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak içeride çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yorgunluk,</li>



<li>Yalnızlık,</li>



<li>Görülmeme hissi,</li>



<li>Duygusal tükenmişlik birikebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan sürekli bakım veren olduğunda, bir noktadan sonra kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Beni Kim Taşıyacak?”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rol kayması yaşayan kişilerin en görünmeyen taraflarından biri budur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yardım istemek:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yük olmak,</li>



<li>Zayıf görünmek,</li>



<li>Sistemi bozmak gibi hissedilebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle çoğu zaman ilişkilerinde şu döngü oluşabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Çok verme,</li>



<li>Çok taşıma,</li>



<li>Çok idare etme,</li>



<li>Sonra tükenme.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sağlıklı Rol Dağılımı Neden Önemlidir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aile içinde rollerin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yaşa uygun,</li>



<li>Gelişimsel ihtiyaçlara uygun,</li>



<li>Sınırları belirli olması psikolojik gelişim açısından önemlidir (Minuchin, 1974).</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuk:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Çocuk olabilmeli,</li>



<li>İhtiyaç duyabilmeli,</li>



<li>Bakım alabilmelidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü çocuklukta sürekli “taşıyan” kişi olmak, yetişkinlikte de ilişkileri omuzlarda taşıma zorunluluğu hissi yaratabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlamak, Suçlu Aramak Değildir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada önemli olan şey ebeveynleri “kötü” ilan etmek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ebeveynler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kendi travmaları,</li>



<li>Duygusal yetersizlikleri,</li>



<li>Yaşam yükleri sebebiyle çocuklarına gelişimsel olarak uygun roller sunamamış olabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu durumun çocuk üzerindeki etkisini görmek yine de önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü anlaşılmayan yükler, yetişkinlikte tekrar eden ilişki örüntülerine dönüşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bireysel Destek Sürecinde Nasıl Çalışılır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tema bireysel danışmanlık süreçlerinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aile içi rol dağılımları,</li>



<li>Bakım veren kimliği,</li>



<li>Sınır koyma becerileri,</li>



<li>Suçluluk duygusu,</li>



<li>“Hep güçlü olmak zorundayım” inancı üzerinden ele alınabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç kişiyi bencil yapmak değildir. Kendi ihtiyaçlarının da ilişki içinde yer kaplayabileceğini fark ettirebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir çocuk sürekli başkalarını taşıyarak büyüdüğünde, yetişkin olduğunda da ilişkilerde taşıyan taraf olmaya devam edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesi idare eden, düzenleyen, sakinleştiren kişi olmak; bir süre sonra kişinin kendi ihtiyaçlarını duymasını zorlaştırabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa insanın yalnızca güçlü olmaya değil; yorulduğunda yaslanabileceği, ihtiyaç duyduğunda bakım alabileceği ilişkilere de ihtiyacı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen en derin yorgunluk, hiç çocuk olamadan büyümüş olmaktan gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Boszormenyi-Nagy, I., &amp; Spark, G. M. (1973). <em>Invisible Loyalties</em>. Harper &amp; Row.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hooper, L. M. (2007). The application of attachment theory and family systems theory to the phenomenon of parentification. <em>The Family Journal</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Minuchin, S. (1974). <em>Families and Family Therapy</em>. Harvard University Press.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/rol-kaymasi-cocukken-ebeveyn-olmak/">Rol Kayması: Çocukken Ebeveyn Olmak</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygusal Erişilebilirlik Neden Bu Kadar Hayati Hissedilir?</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/duygusal-erisilebilirlik-neden-bu-kadar-hayati-hissedilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=duygusal-erisilebilirlik-neden-bu-kadar-hayati-hissedilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 15:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygusal erişilebilirlik ihtiyacı yalnızca romantik ilişkilerle ilgili değildir. Çoğu zaman kişinin erken dönem bağlanma deneyimleriyle de ilişkilidir.<br />
Bazı insanlar çocukluklarında:<br />
•	Zorlandıklarında ulaşabilecekleri,<br />
•	Duygularını anlatabilecekleri,<br />
•	Görülüp düzenlenebilecekleri ebeveyn deneyimleri yaşamıştır.<br />
Bazıları ise:<br />
•	Duygularının küçümsendiği,<br />
•	Geçiştirildiği,<br />
•	Görülmediği,<br />
•	Duygusal olarak temas kurulamayan ilişkiler içinde büyümüştür.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/duygusal-erisilebilirlik-neden-bu-kadar-hayati-hissedilir/">Duygusal Erişilebilirlik Neden Bu Kadar Hayati Hissedilir?</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bazen mesele bugünkü partner değil, geçmişte ulaşamadığımız duygudur</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygusal erişilebilirlik ihtiyacı yalnızca romantik ilişkilerle ilgili değildir. Çoğu zaman kişinin erken dönem bağlanma deneyimleriyle de ilişkilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar çocukluklarında:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Zorlandıklarında ulaşabilecekleri,</li>



<li>Duygularını anlatabilecekleri,</li>



<li>Görülüp düzenlenebilecekleri ebeveyn deneyimleri yaşamıştır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazıları ise:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygularının küçümsendiği,</li>



<li>Geçiştirildiği,</li>



<li>Görülmediği,</li>



<li>Duygusal olarak temas kurulamayan ilişkiler içinde büyümüştür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlanma kuramı, erken dönem bakım veren deneyimlerinin kişinin yetişkinlik ilişkilerindeki yakınlık beklentilerini etkileyebileceğini vurgular (Bowlby, 1988; Mikulincer &amp; Shaver, 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Duygusal Olarak Erişilebilir Bir Ebeveynle Büyümek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi çocuklukta:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Korktuğunda sakinleştirilebildiyse,</li>



<li>İhtiyaç duyduğunda ulaşabildiyse,</li>



<li>Duyguları görüldüyse romantik ilişkilerinde de benzer bir duygusal temas bekleyebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle partnerin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ulaşılabilir olmaması,</li>



<li>İhtiyaç anında yok gibi hissettirmesi,</li>



<li>Duygusal olarak uzak kalması kişide daha yoğun alarm hissi yaratabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü mesele yalnızca “telefonu açmamak” değildir. “Yalnız kaldım” hissidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Duygusal Olarak Ulaşılamayan Ebeveynler ve Yetişkinlik İlişkileri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygusal olarak erişilemeyen ebeveynlerle büyüyen bazı kişiler ise romantik ilişkilerinde farklı örüntüler geliştirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazıları:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En küçük uzaklaşmada ilişkiyi tamamen kesebilir,</li>



<li>Konuşmadan çekilebilir,</li>



<li>“Zaten değişmeyecek” diyerek ilişkiyi terk edebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazıları ise tam tersine:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Defalarca anlatır,</li>



<li>Tekrar tekrar çabalar,</li>



<li>Görülmek için kendinden uzaklaşıncaya kadar uğraşabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü kişi bazen bugünkü partnerine değil; geçmişte alamadığı duygusal temasa ulaşmaya çalışıyor olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Çok Şey İstiyor” Gibi Görünen Şey Bazen Temel Bir İhtiyaçtır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygusal erişilebilirlik ihtiyacı bazı ilişkilerde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Fazla hassasiyet”,</li>



<li>“Yüksek beklenti”,</li>



<li>“Yetinmeme” gibi yorumlanabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bazı insanlar için mesele romantik jestler değil; temel bir bağ hissidir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Yanımda mısın?”</li>



<li>“Beni fark ediyor musun?”</li>



<li>“İhtiyaç anım senin zihninde yer kaplıyor mu?” sorularının ilişkisel karşılığıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Herkes Aynı Duygusal Kapasiteye Sahip Olmayabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada önemli ve hassas bir nokta vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar karşı tarafın duygusal ihtiyacını görmekte, öngörmekte ya da buna uygun karşılık üretmekte gerçekten zorlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum her zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sevgisizlik,</li>



<li>Kötü niyet,</li>



<li>Değersizlik verme isteği anlamına gelmez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen kişinin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygusal farkındalık kapasitesi,</li>



<li>Duygusal zekâ becerileri,</li>



<li>Bağ kurma biçimi,</li>



<li>Yetiştiği ilişki ortamı bu ihtiyacı karşılamaya yeterince uygun yapılandırılmamış olabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bir “zekâ düşüklüğü” ya da “kusur” değildir. Daha çok kişinin ilişki kurma yapılanmasıyla ilgilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlamak, Kabul Etmek Zorunda Olmak Değildir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan bunu anlamak, kişinin kendi ihtiyacından vazgeçmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bazı insanlar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Beni seviyor ama yetemiyor” gerçeğini gördüklerinde bile o ilişkinin içinde ciddi yalnızlık yaşayabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Burada önemli olan şey şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki taraf da ilişkiyi sürdürebilecek ortak bir alan oluşturmak için çaba gösteriyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, partnerlerin birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarına yanıt verebilme becerisinin ilişki doyumu ve güven hissi açısından belirleyici olduğunu göstermektedir (Johnson, 2019; Reis &amp; Gable, 2015).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yakınlık, Kimseyi Kaybetmeden De Mümkün Olabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlıklı ilişkilerde amaç:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bir tarafın tamamen vazgeçmesi,</li>



<li>Diğer tarafın tamamen dönüşmesi değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Birbirinin ihtiyaçlarını görebilmek,</li>



<li>İlişki içinde ortak alanlar oluşturabilmek,</li>



<li>Hem yakın kalıp hem bireyselliği koruyabilmektir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yakınlık, yalnızca fiziksel olarak yanında olmak değil; duygusal olarak da ulaşılabilir hissettirebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar ilişkilerinde büyük şeyler aramaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama zor bir günlerinin unutulmamasını, gece geç saatte ulaşılabilir olunmasını,<br>“nasılsın?” diye gerçekten sorulmasını önemser.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan bazen en çok da şunu hissetmek ister:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben senin zihninde yer kaplıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazı ilişkiler tam da bu his sayesinde derinleşir. Bazıları ise bu hissin yokluğunda yavaş yavaş uzaklaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bowlby, J. (1988). <em>A Secure Base</em>. Basic Books.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Johnson, S. M. (2019). <em>Attachment Theory in Practice</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). <em>Attachment in Adulthood</em> (2nd ed.). Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reis, H. T., &amp; Gable, S. L. (2015). Responsiveness. <em>Current Opinion in Psychology</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/duygusal-erisilebilirlik-neden-bu-kadar-hayati-hissedilir/">Duygusal Erişilebilirlik Neden Bu Kadar Hayati Hissedilir?</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkilerin Tutkalı: Duygusal Erişilebilirlik</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerin-tutkali-duygusal-erisilebilirlik/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iliskilerin-tutkali-duygusal-erisilebilirlik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 10:50:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen taraflardan biri “çok şey istiyormuş” gibi hissederken, diğeri “ne yaparsam yapayım yetmiyor” duygusunu yaşayabilir.</p>
<p>Bu süreçlerde amaç suçlu bulmak değil; ilişkinin temas kuramayan alanlarını görünür hâle getirmektir.</p>
<p>Bazı ilişkiler sevgi olmadığı için değil; kişiler birbirine duygusal olarak ulaşamadığı için yorulur.</p>
<p>Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; görülmek, düşünülmek ve ihtiyaç anında yalnız olmadığını hissetmek ister.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerin-tutkali-duygusal-erisilebilirlik/">İlişkilerin Tutkalı: Duygusal Erişilebilirlik</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>Görülmek, Duyulmak ve İhtiyaç Anında “Orada” Hissedebilmek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar ilişkilerinde büyük jestler aramaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama şunları önemser:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gece geç saatte dışarıdaysa aranabilmeyi</li>



<li>Zor bir doktor görüşmesinden önce “yanındayım” mesajı almayı</li>



<li>Kaygı verici bir tahlil sonucunun unutulmamasını</li>



<li>Kötü geçen bir günün hatırlanmasını</li>



<li>İhtiyaç anında ulaşılabilir olmayı</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bazı ilişkileri güçlü hissettiren şey yalnızca sevgi değildir. Duygusal olarak erişilebilir hissettirmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Duygusal Erişilebilirlik Nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlanma kuramında duygusal erişilebilirlik; kişinin ihtiyaç duyduğunda partnerinin ulaşılabilir, duyarlı ve temas hâlinde olacağına dair hissiyle ilişkilidir (Johnson, 2019).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu her an tetikte olmak değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama şunu hissettirebilmektir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Zorlandığımda seninle temas kurabilirim.”<br>“Benim duygumu fark etmeye çalışıyorsun.”<br>“Hayatımda olan şeyler senin zihninde de yer kaplıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlişkiler çoğu zaman tam da bu küçük temaslarla güçlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Öngörülmek” Neden Bu Kadar Etkileyicidir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar için asıl mesele yardımın büyüklüğü değildir.<br>Hatırlanmış olmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Önemli bir görüşmenin unutulmaması</li>



<li>Eve geç döneceğin için telefonun sesinin açık tutulması</li>



<li>“Nasıl geçti?” diye sorulması kişide şu hissi yaratabilir:</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben senin zihninde yer kaplıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu duygu, ilişkilerde güven ve bağlılık hissini artırabilir (Mikulincer &amp; Shaver, 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; düşünülmek de ister.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Görülme İhtiyacı Karşılanmadığında</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ilişkilerde kişi defalarca şunu anlatmaya çalışabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Zor anlarımda yanında hissetmek istiyorum.”</li>



<li>“Biraz daha ulaşılabilir olmana ihtiyacım var.”</li>



<li>“Hatırlanmak benim için önemli.”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve buna rağmen ilişki içinde hâlâ yalnız hissedebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum zamanla:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kırgınlık,</li>



<li>Görünmezlik hissi,</li>



<li>Duygusal uzaklık yaratabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, partnerin duygusal ihtiyaçlara duyarlı yanıt verebilmesinin ilişki doyumu açısından önemli olduğunu göstermektedir (Reis &amp; Gable, 2015).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>’’İNCE BİR ÇİZGİ VAR’’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ihtiyacı ifade etmek sağlıklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Açıkça,</li>



<li>Şeffaf biçimde,</li>



<li>Tekrar tekrar neye ihtiyaç duyduğunu anlatmasına rağmen karşı taraftan bunu göremiyorsa, burada yalnızca “anlatamamış olmak” meselesi olmayabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygusal olarak daha sınırlı erişilebilir olabilir,</li>



<li>Öngörme becerisi düşük olabilir,</li>



<li>İlişkiyi daha farklı yaşama eğiliminde olabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen kişi, partnerinin veremediği bir şeyi sürekli istemeye devam ederek hem kendini hem karşı tarafı zorlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü karşı taraf da zamanla:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yetersiz hissetmeye,</li>



<li>Sürekli eksik kalıyormuş gibi yaşamaya,</li>



<li>Ne yaparsa yapsın yetmiyormuş duygusuna sürüklenebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlişkide Kalmak ve Kendine Haksızlık Etmek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar ilişkilerinde temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığını fark ettikleri hâlde kalmaya devam eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Belki değişir.”</li>



<li>“Belki bu sefer görür.”</li>



<li>“Belki ben fazla şey istiyorumdur.” diye düşünebilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uzun süre görülmediğini hisseden bir kişinin zamanla kendi ihtiyacını küçültmeye başlaması mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bazı ilişkilerde mesele sevginin varlığı değil; sevginin hissedilme biçimi olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Duygusal Erişilebilirlik “Her Daim Her Koşulda Hazır Bir Şekilde Beklemek” Değildir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan duygusal erişilebilirlik:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Her dakika ulaşılabilir olmak,</li>



<li>Sürekli tetikte yaşamak,</li>



<li>Kendi ihtiyaçlarını yok saymak anlamına da gelmez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ilişkide kişinin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kendi bireyselliğini koruyabilmesi,</li>



<li>Kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesi,</li>



<li>Kendi sınırlarını sürdürebilmesi de sağlıklıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü ilişki, iki kişinin birbirini tamamen taşıdığı bir sistem değil; birbirine temas edebildiği bir bağ alanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlişkilerin Tutkalı Bazen Çok Küçük Şeylerdir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen bir ilişkiyi güçlü hissettiren şey:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Büyük sürprizler,</li>



<li>Çok büyük sözler,</li>



<li>Dramatik jestler değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen yalnızca:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eve vardın mı?”<br>“Bugün sonucun vardı.”<br>“Sesin biraz kötü geliyor.”<br>“Yanındayım.” diyebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan, en çok da zorlandığı yerde yalnız kalmadığında bağ hisseder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çift Danışmanlık Sürecinde Nasıl Çalışılır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çift danışmanlık süreçlerinde çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Partnerlerin duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi,</li>



<li>Sevgi ve ilgi gösterme biçimlerini anlaması,</li>



<li>Birbirlerinin kırılgan alanlarını tanıyabilmesi,</li>



<li>Duygusal erişilebilirlik becerilerini geliştirmesi üzerine çalışılır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen taraflardan biri “çok şey istiyormuş” gibi hissederken, diğeri “ne yaparsam yapayım yetmiyor” duygusunu yaşayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçlerde amaç suçlu bulmak değil; ilişkinin temas kuramayan alanlarını görünür hâle getirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ilişkiler sevgi olmadığı için değil; kişiler birbirine duygusal olarak ulaşamadığı için yorulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan yalnızca sevilmek değil; görülmek, düşünülmek ve ihtiyaç anında yalnız olmadığını hissetmek ister.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen bir ilişkinin en güçlü tarafı, kişinin “başıma bir şey geldiğinde sana ulaşabilirim” hissidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Johnson, S. M. (2019). <em>Attachment Theory in Practice</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). <em>Attachment in Adulthood</em> (2nd ed.). Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reis, H. T., &amp; Gable, S. L. (2015). Responsiveness. <em>Current Opinion in Psychology</em>.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/iliskilerin-tutkali-duygusal-erisilebilirlik/">İlişkilerin Tutkalı: Duygusal Erişilebilirlik</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahatsız Edici Düşünceler ile Sessiz Bir Mücadele</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/rahatsiz-edici-dusunceler-ile-sessiz-bir-mucadele/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=rahatsiz-edici-dusunceler-ile-sessiz-bir-mucadele</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 10:30:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahatsız edici düşüncelerle baş etmeye çalışan insanlar, o düşünceleri yaşarken dışarıdaki insanlar çoğu zaman yalnızca bu düşüncelerin dışarıya yansıyan sesini duyar ve bundan rahatsız olur.  Ancak o kişi, o düşüncelerin yarattığı kaygıyla, korkuyla, suçluluk hissiyle ve zihinsel gürültüyle yaşamaya devam eder.</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/rahatsiz-edici-dusunceler-ile-sessiz-bir-mucadele/">Rahatsız Edici Düşünceler ile Sessiz Bir Mücadele</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Yeter Artık Düşünme” Demek Neden Yetmez?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahatsız edici düşüncelerle baş etmeye çalışan insanlar, o düşünceleri yaşarken dışarıdaki insanlar çoğu zaman yalnızca bu düşüncelerin dışarıya yansıyan sesini duyar ve bundan rahatsız olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o kişi, o düşüncelerin yarattığı kaygıyla, korkuyla, suçluluk hissiyle ve zihinsel gürültüyle yaşamaya devam eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tam da bu nedenle bazı insanlar sürekli soru sorar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Sence kötü biri miyim?”</li>



<li>“Bunu yapmış olabilir miyim?”</li>



<li>“Ya yanlış anlaşıldıysam?”</li>



<li>“Ya gerçekten düşündüğüm gibiyse?”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Yakınları ise çoğu zaman yalnızca bu sorulara maruz kalır.<br>Ancak kişi, o soruların arkasındaki zihinsel gürültünün içinde yaşamaya çalışıyordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bir noktadan sonra çevreden şu cümleler gelebilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Abartıyorsun.”<br>“Yeter artık.”<br>“Takılma buna.”<br>“İyileş artık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa kişi çoğu zaman aynı soruyu tekrar ettiği için değil; aynı kaygının içinde tekrar tekrar sıkıştığı için soru soruyordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rahatsız Edici Düşünceler Nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoloji literatüründe istemsiz, rahatsız edici ve kişinin zihnine tekrar tekrar gelen düşünceler “intrusive thoughts” olarak tanımlanır (Clark, 2005).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düşünceler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Korkutucu,</li>



<li>Utandırıcı,</li>



<li>Tehdit edici,</li>



<li>Suçluluk yaratan bir içerik taşıyabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve çoğu zaman kişi bu düşüncelere sahip olduğu için bile kendinden korkabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Ben Bu Düşünceleri Yaşıyorum”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahatsız edici düşünceler yaşayan kişiler çoğu zaman yalnızca düşünceyle değil; düşüncenin yarattığı kaygıyla da mücadele eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle çevrelerinden sürekli güvence arayabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında sordukları şey çoğu zaman yalnızca bilgi değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biraz rahatlamak isterler.<br>Biraz sakinleşmek.<br>Bir süreliğine zihindeki sesi kısmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, yoğun kaygı yaşayan bireylerde güvence arama davranışının kısa süreli rahatlama sağladığını; ancak uzun vadede kaygı döngüsünü sürdürebildiğini göstermektedir (salkovskis &amp; warwick, 1986).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani kişi soru sordukça kısa süre rahatlar. Ama zihin bir süre sonra yeniden aynı kaygıyı üretir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çevre Neden Yorulur?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü dışarıdan bakıldığında soru tekrar ediyor gibi görünür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı konu tekrar açılır.<br>Aynı korku yeniden konuşulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve çevredeki kişiler bazen şunu hissedebilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ne söylesem yetmiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekten de çoğu zaman yetmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü mesele mantıksal bilgi eksikliği değildir. Kaygının zihinde yarattığı tehdit hissidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakınları yalnızca soruyu duyuyordur. Kişi ise o düşünceyle günün büyük bir kısmını geçirmek zorunda kalıyordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Burada Görünmeyen Şey ’’Acıdır’’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevre çoğu zaman davranışı görür:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sürekli sorma,</li>



<li>Tekrar etme,</li>



<li>Emin olmaya çalışma.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kişinin yaşadığı şeyi değil; yalnızca dışarı yansıyan kısmını görür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa içeride çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yoğun kaygı,</li>



<li>Suçluluk,</li>



<li>Korku,</li>



<li>Zihinsel yorgunluk vardır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi bazen yalnızca düşünceden değil; o düşünceyle yalnız kalmaktan da korkabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İyileş Artık/ Düzel Artık ” Cümlesi Neden Yıkıcı Hissettirebilir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“İyileş artık.”<br>“Düzel artık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cümleler çoğu zaman iyi niyetle söylenir.<br>Ancak kişi tarafından şöyle duyulabilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sen bozuksun.”<br>“Senin bu hâlin tahammül edilemez.”<br>“Artık böyle olmamalısın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle özellikle yoğun kaygı yaşayan kişilerde bu tarz ifadeler, utanç ve yalnızlık hissini artırabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü kişi çoğu zaman zaten iyileşmek istiyordur.<br>Hatta zihnindeki o yorucu düşüncelerden çıkabilmek için ciddi bir mücadele veriyordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada kişinin yalnızca düşüncelerle değil; “anlaşılamama” hissiyle de baş etmeye çalıştığını görmek önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yakınlar Nasıl Destek Olabilir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakınların sürekli güvence vermesi çoğu zaman döngüyü istemeden sürdürebilir.<br>Ancak tamamen reddedici olmak da kişinin yalnızlık hissini artırabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha düzenleyici olabilecek yaklaşım bazen şuna benzeyebilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Zorlandığını anlıyorum.”</li>



<li>“Bu düşünceler seni gerçekten yoruyor gibi görünüyor.”</li>



<li>“Sanki zihnin sana başka bir şey söylüyor, gerçeklik başka bir şey.”</li>



<li>“Bu döngüyü fark etmek için bir psikoterapi desteği iyi gelebilir.”</li>



<li>“Bunu terapistinle konuşman faydalı olabilir.”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tarz bir yaklaşım:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kişiyi küçümsemeden,</li>



<li>“Bozuk” ilan etmeden,</li>



<li>Yaşadığı zorluğu görerek destek sunabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen kişinin profesyonel destek alma motivasyonunu güçlendirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bireysel Destek Sürecinde Ne Çalışılır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür süreçlerde psikoterapi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Düşünce ile gerçekliği ayırmayı,</li>



<li>Düşüncenin yarattığı tehdidi düzenlemeyi,</li>



<li>Güvence arama döngüsünü fark etmeyi,</li>



<li>Kaygıyla kalabilme becerisini geliştirmeyi hedefleyebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç zihinden “asla kötü düşünce geçmemesi” değildir. Düşüncenin kişi üzerindeki etkisini azaltabilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel davranışçı yaklaşımlar ve maruz bırakma temelli çalışmalar, rahatsız edici düşüncelerle ilişkili kaygının düzenlenmesinde etkili bulunmuştur (Abramowitz, 2006).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar aynı soruyu tekrar tekrar sorar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü aynı cevabı duymak istediklerinden değil; aynı korkunun içinde tekrar tekrar kaybolduklarından.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ve bazen kişi için en yorucu şey yalnızca düşüncenin kendisi değildir.&nbsp; O düşünceyi anlatırken bile anlaşılmamaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar zihnindeki gürültüyle tek başına mücadele etmeye çalışır. Bu nedenle bazen en iyileştirici şey, “abartıyorsun” demek değil; “zorlandığını görüyorum” diyebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Abramowitz, J. S. (2006). The psychological treatment of obsessive-compulsive disorder. <em>Canadian Journal of Psychiatry</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Clark, D. A. (2005). <em>Intrusive Thoughts in Clinical Disorders</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Salkovskis, P. M., &amp; Warwick, H. M. C. (1986). Morbid preoccupations, health anxiety and reassurance. <em>Behaviour Research and Therapy</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/rahatsiz-edici-dusunceler-ile-sessiz-bir-mucadele/">Rahatsız Edici Düşünceler ile Sessiz Bir Mücadele</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes tarafından beğenilme arzusu ne kadar gerçekçi olabilir? &#8221;İstanbul Boğazı&#8217;na Dahi Negatif Yorum Yapılırken&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/herkes-tarafindan-begenilme-arzusu-ne-kadar-gercekci-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=herkes-tarafindan-begenilme-arzusu-ne-kadar-gercekci-olabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 18:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=664</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Boğazı, dünya üzerindeki doğal boğazlardan yalnızca biridir; ancak jeopolitik, tarihi ve kültürel açıdan en önemli boğazlardan biri kabul edilir. Bir paylaşımda şöyle yazıyordu:“İstanbul Boğazı’na yapılan Google yorumlarını hatırla.” Altında ise şu tarz yorumlar vardı: İnsan okuyunca önce gülümsüyor.Sonra durup düşünüyor: İstanbul Boğazı’na bile eleştiri geliyorsa, bir insanın herkes tarafından beğenilmesi gerçekten mümkün olabilir mi? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/herkes-tarafindan-begenilme-arzusu-ne-kadar-gercekci-olabilir/">Herkes tarafından beğenilme arzusu ne kadar gerçekçi olabilir? ”İstanbul Boğazı’na Dahi Negatif Yorum Yapılırken…”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><br></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Boğazı, dünya üzerindeki doğal boğazlardan yalnızca biridir; ancak jeopolitik, tarihi ve kültürel açıdan en önemli boğazlardan biri kabul edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir paylaşımda şöyle yazıyordu:<br>“İstanbul Boğazı’na yapılan Google yorumlarını hatırla.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Altında ise şu tarz yorumlar vardı:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Suyun rengi çok güzel değildi.”</li>



<li>“Çok kalabalıktı.”</li>



<li>“Su fazla dalgalıydı.”</li>



<li>“Beklediğim kadar etkileyici değildi.”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan okuyunca önce gülümsüyor.<br>Sonra durup düşünüyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Boğazı’na bile eleştiri geliyorsa, bir insanın herkes tarafından beğenilmesi gerçekten mümkün olabilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HERKES TARAFINDAN BEĞENİLME ARZUSU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok insan hayatının bir döneminde şunu ister:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yanlış anlaşılmamak</li>



<li>Sevilmek</li>



<li>Takdir edilmek</li>



<li>Eleştirilmemek</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu oldukça insani bir ihtiyaçtır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır ve aidiyet ihtiyacı psikolojik iyi oluşla yakından ilişkilidir (Baumeister &amp; Leary, 1995).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak sorun şu noktada başlar: Kişi kendi değerini, başkalarının değerlendirmesine teslim ettiğinde.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AYNI ŞEYE BAKIP FARKLI ŞEYLER GÖRMEK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Boğazı birisi için büyüleyicidir.<br>Bir başkası için fazla kalabalık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi sessizliği sever.<br>Bir diğeri onu sıkıcı bulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani insanların değerlendirmeleri yalnızca “şeye” değil; kendi geçmişlerine, beklentilerine, ihtiyaçlarına ve bakış açılarına da bağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilişsel psikoloji, insanların dünyayı nesnel biçimde değil; kendi zihinsel filtreleri üzerinden değerlendirdiğini söyler (Beck, 2011). Bu nedenle herkesin aynı şeyi aynı biçimde deneyimlemesi zaten mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ELEŞTİRİ HER ZAMAN GERÇEKLİĞİ GÖSTERMEZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinin seni beğenmemesi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Değersiz olduğunu,</li>



<li>Yetersiz olduğunu,</li>



<li>Yanlış biri olduğunu kanıtlamaz.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen yalnızca uyumsuzluk vardır.<br>Bazen beklenti farkı.<br>Bazen de kişinin kendi iç dünyasının yansıması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar çoğu zaman dünyayı olduğu gibi değil; hissettikleri gibi yorumlarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SÜREKLİ BEĞENİLME ÇABASI NEYE MAL OLUR?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi herkes tarafından onaylanmaya çalıştığında:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kendini sansürlemeye başlayabilir</li>



<li>Gerçek düşüncelerini gizleyebilir</li>



<li>Sürekli performans hâlinde yaşayabilir</li>



<li>Eleştiriyi tehdit gibi algılayabilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, dış onaya aşırı bağımlı öz değer algısının kaygı ve tükenmişlikle ilişkili olduğunu göstermektedir (Kernis, 2003).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir noktadan sonra kişi şunu yaşamaya başlar: “Kendim gibi davranırsam sevilmeyeceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GERİ BİLDİRİM VE KENDİNİ İNKÂR ETMEK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette hiçbir eleştiriyi dikkate almamak sağlıklı değildir. Geri bildirim gelişim için kıymetli olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak burada önemli bir ayrım vardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eleştiriyi değerlendirmek ile</li>



<li>Kendini tamamen eleştirinin içinden tanımlamak aynı şey değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yorum, bir görüş, bir değerlendirme; kişinin bütün değerini belirlemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HERKESİN BEĞENECEĞİ BİR VERSİYON YOK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gerçek bazen özgürleştiricidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü kişi şunu fark etmeye başlar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Demek ki mesele tamamen benim eksikliğim değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Boğazı bile:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fazla rüzgârlı,</li>



<li>Fazla kalabalık,</li>



<li>Yeterince mavi değil diye değerlendirilebiliyorsa, insanın kusursuz algılanma ihtimali zaten gerçekçi değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>PSİKOLOJİK OLARAK NE DEĞİŞİR?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi bu farkındalığı geliştirdikçe:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eleştiriyi daha düzenlenebilir yaşar</li>



<li>Onay ihtiyacı azalabilir</li>



<li>Kendi değer algısı dış değerlendirmelerden biraz daha bağımsızlaşabilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum öz-şefkat ve psikolojik esneklikle ilişkilidir (Neff, 2003).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİREYSEL DESTEK SÜRECİNDE NASIL ÇALIŞILIR?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tema bireysel danışmanlık sürecinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Onay ihtiyacı</li>



<li>İç eleştirel ses</li>



<li>Öz değer algısı</li>



<li>Reddedilme hassasiyeti</li>



<li>Mükemmeliyetçilik eğilimleri üzerinden ele alınabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç kişiyi eleştiriye kapatmak değildir. Eleştiri karşısında tamamen dağılmayan bir iç denge geliştirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bir insanın; herkes tarafından eksiksiz, kusursuz ve tamamen olumlu değerlendirilmesini beklemek çok gerçekçi olmayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar dünyayı yalnızca olduğu gibi değil; kendi beklentileri, deneyimleri ve ihtiyaçları üzerinden değerlendirirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de asıl mesele herkes tarafından beğenilmek değildir.<br>Kendini, başkalarının yorumlarından tamamen kaybetmeden görebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Baumeister, R. F., &amp; Leary, M. R. (1995). The need to belong. <em>Psychological Bulletin</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beck, J. S. (2011). <em>Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kernis, M. H. (2003). Toward a conceptualization of optimal self-esteem. <em>Psychological Inquiry</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neff, K. D. (2003). Self-compassion. <em>Self and Identity</em>.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/herkes-tarafindan-begenilme-arzusu-ne-kadar-gercekci-olabilir/">Herkes tarafından beğenilme arzusu ne kadar gerçekçi olabilir? ”İstanbul Boğazı’na Dahi Negatif Yorum Yapılırken…”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışmak Mı, Değer Görmek Mi?</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/calismak-mi-deger-gormek-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=calismak-mi-deger-gormek-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı insanlar durmaz ya da duramaz. Sürekli çalışırlar.Yeni işler alırlar.Kendilerine dinlenecek alan bırakmazlar ya da çalışarak dinlenirler. Dışarıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman: Ve bazen gerçekten de böyledir. Ancak bazı durumlarda kişinin yoğun şekilde çalışmasının altında yalnızca üretme arzusu değil; ilişkisel bir ihtiyaç da bulunabilir. “Burada Görülüyorum” İnsan yalnızca sevilmek değil; görülmek, fark edilmek, değerli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/calismak-mi-deger-gormek-mi/">Çalışmak Mı, Değer Görmek Mi?</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar durmaz ya da duramaz. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sürekli çalışırlar.<br>Yeni işler alırlar.<br>Kendilerine dinlenecek alan bırakmazlar ya da çalışarak dinlenirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışarıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Disiplin,</li>



<li>Üretkenlik,</li>



<li>Yüksek motivasyon gibi görünür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen gerçekten de böyledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bazı durumlarda kişinin yoğun şekilde çalışmasının altında yalnızca üretme arzusu değil; ilişkisel bir ihtiyaç da bulunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Burada Görülüyorum”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan yalnızca sevilmek değil; görülmek, fark edilmek, değerli hissetmek de ister.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ilişkilerde kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duyulmadığını,</li>



<li>Önemsenmediğini,</li>



<li>Takdir edilmediğini,</li>



<li>Duygusal olarak görülmediğini hissedebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda insan zihni ve duygusal sistemi, doğal olarak kendini daha değerli ve görünür hissettiği alanlara yönelmeye başlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazıları için bu alan iş hayatı olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü iş yaşamında:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaç duyulur,</li>



<li>Aranılır,</li>



<li>Başarı fark edilir,</li>



<li>Teşekkür edilir,</li>



<li>Görünürlük daha nettir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi burada kendini daha “var” hissedebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşkoliklik Her Zaman İş Sevgisi Değildir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Literatürde işkoliklik (workaholism), yalnızca çok çalışmak değil; kişinin çalışmayı kendilik değerini düzenleme biçimine dönüştürmesi olarak da ele alınmaktadır (Schaufeli et al., 2008).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani mesele bazen şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Burada önemli hissediyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle yakın ilişkilerde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygusal temas eksikliği,</li>



<li>Görülmeme hissi,</li>



<li>Takdir edilmediğini düşünme gibi deneyimler yaşayan kişiler, daha görünür hissettikleri alanlara yoğun yatırım yapabilirler.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bazı insanlar daha çok çalışmaya, daha fazla sorumluluk almaya ya da sürekli üretmeye yönelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu Durum Kaçınma Değil, Yer Değiştirme Olabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada mesele her zaman duygudan kaçmak değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen kişi tam tersine:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Değer görmek,</li>



<li>Bağ hissetmek,</li>



<li>Fark edilmek,</li>



<li>Önemsenmek ister.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bunu mevcut ilişkisinde yeterince hissedemediğinde, bu ihtiyacını başka alanlarda karşılamaya yönelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İş yaşamı bu alanlardan biri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü iş dünyası çoğu zaman daha ölçülebilir geri bildirimler sunar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Başarı,</li>



<li>Performans,</li>



<li>Görünürlük,</li>



<li>Takdir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu da kişinin kendini daha yeterli ve önemli hissetmesini sağlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Beni Burada Fark Ediyorlar”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar için iş yalnızca iş değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orası:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Görünür olduğu,</li>



<li>İşe yaradığı,</li>



<li>Takdir aldığı,</li>



<li>Değer hissettiği bir ilişki alanına dönüşebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlanma kuramı ve öz değer çalışmaları, bireyin görülme ve kabul edilme ihtiyacının psikolojik iyi oluş açısından temel olduğunu göstermektedir (Mikulincer &amp; Shaver, 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla kişi, bu ihtiyacı nerede daha yoğun hissediyorsa oraya daha fazla yatırım yapabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bazen Bu Yeni “İlişkiler” İş Dışında Da Oluşabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimi insanlarda bu yönelim yalnızca işle sınırlı kalmayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı kişiler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kendini daha değerli hissettikleri sosyal ilişkilere,</li>



<li>Yoğun arkadaşlık bağlarına,</li>



<li>Romantik alternatif ilişkilere,</li>



<li>Duygusal olarak daha çok görüldüklerini düşündükleri alanlara  yönelebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Burada temel mesele çoğu zaman “ihanet etme arzusu” değil; görülme, değerli hissetme ve duygusal temas ihtiyacıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bazen kişinin yöneldiği şey bir insan değil; o ilişkinin hissettirdiği “değer duygusu” olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üretmek Mi, Var Olmaya Çalışmak Mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmayı sevmek problem değildir. Başarı istemek de değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnce çizgi şurada başlar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Üretmeyi seviyorum” ile “Ancak üretirsem değerliyim” arasındaki farkta.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Zamanla Ne Olabilir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi sürekli kendini değerli hissettiği alanlara yöneldikçe:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Mevcut ilişkiler daha da zayıflayabilir,</li>



<li>Duygusal mesafe artabilir,</li>



<li>Yalnızlık büyüyebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">İlginç olan şu ki kişi tam da görülmek için yöneldiği yerde, zamanla daha çok yorulabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insanın yalnızca başarıya değil; duygusal temasa da ihtiyacı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bireysel Destek Sürecinde Nasıl Çalışılır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tema bireysel danışmanlık sürecinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Öz değer algısı,</li>



<li>Görünür olma ihtiyacı,</li>



<li>İlişki dinamikleri,</li>



<li>Bağlanma örüntüleri,</li>



<li>İşkoliklik eğilimleri üzerinden ele alınabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç kişiyi çalışmaktan uzaklaştırmak değildir. Kişinin hangi ilişkisel ihtiyacını nerede karşılamaya çalıştığını anlayabilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar yalnızca çalışmaz.<br>Aynı zamanda orada görülür, fark edilir ve değer hisseder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle mesele bazen işin kendisi değildir.<br>İşin kişiye hissettirdiği şeydir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimi zaman insan, eksik kalan duygusal teması;<br>başarıyla, üretkenlikle, gerekli olmakla tamamlamaya çalışabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak insanın yalnızca işe yarar hissetmeye değil;<br>olduğu haliyle görülmeye, duyulmaya ve bağ kurmaya da ihtiyacı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü insan yalnızca başarılı olduğu yerde değil,<br>kendisi olabildiği yerde de iyi hisseder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynakça</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). <em>Attachment in Adulthood</em> (2nd ed.). Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Schaufeli, W. B., et al. (2008). Workaholism, burnout and well-being among employees. <em>Journal of Occupational Health Psychology</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Clark, M. A., et al. (2016). All work and no play? A meta-analytic examination of workaholism. <em>Journal of Management</em>.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/calismak-mi-deger-gormek-mi/">Çalışmak Mı, Değer Görmek Mi?</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bedenin sesi, yaşamın yönü: “Hayatımın Başrolü Olmak İstiyorum”</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/bedenin-sesi-yasamin-yonu-hayatimin-basrolu-olmak-istiyorum/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bedenin-sesi-yasamin-yonu-hayatimin-basrolu-olmak-istiyorum</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 20:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen insan durur. Hayatın ortasında, hiç planlamadığı bir yerde. Bir hastalıkla, bir kayıpla, bir kırılmayla… Ve o noktada yalnızca beden değil; hayatın kendisi konuşmaya başlar. Beden Ne Söyler? Psikoloji literatüründe, beden ile duygu arasında güçlü bir ilişki olduğuna dair birçok yaklaşım vardır. Özellikle travma ve stres çalışmalarında, bedenin yaşanan deneyimlerin izini taşıyabildiği vurgulanır (van der [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/bedenin-sesi-yasamin-yonu-hayatimin-basrolu-olmak-istiyorum/">Bedenin sesi, yaşamın yönü: “Hayatımın Başrolü Olmak İstiyorum”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Bazen insan durur. Hayatın ortasında, hiç planlamadığı bir yerde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir hastalıkla, bir kayıpla, bir kırılmayla…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve o noktada yalnızca beden değil; hayatın kendisi konuşmaya başlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beden Ne Söyler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoloji literatüründe, beden ile duygu arasında güçlü bir ilişki olduğuna dair birçok yaklaşım vardır. Özellikle travma ve stres çalışmalarında, bedenin yaşanan deneyimlerin izini taşıyabildiği vurgulanır (van der Kolk, 2014).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak burada önemli bir ayrım vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bedenin sinyallerini anlamaya çalışmak, hastalığın nedenini psikolojiye indirgemek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir hastalık “sen böyle yaşadığın için oldu” demek değildir. Ama yaşanan bir deneyim, kişiyi hayatına başka bir yerden bakmaya davet edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu yaşadığın şey sana bir şey söylüyor olsaydı, ne söylüyor olurdu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soru bir neden aramaz. Bir anlam alanı açar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bazen yanıt çok nettir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben hayatımın başrolü olmak istiyorum artık. Başkaları için yaşamak istemiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Başrol Olmak Ne Demek?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok insan hayatını fark etmeden şu şekilde yaşayabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Başkalarının beklentilerine göre</li>



<li>Kırmamak için</li>



<li>Uyum sağlamak için</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaşam biçimi dışarıdan “sorunsuz” görünebilir. Ama içeride yavaş yavaş bir uzaklaşma başlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi kendine şu soruyu sormayı bırakır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben ne istiyorum?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beden Ve Yaşam Arasındaki Bağ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Beden, biyolojik bir yapıdır. Ama aynı zamanda deneyimlerin yaşandığı yerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygular bastırıldığında, ihtiyaçlar ertelendiğinde, sınırlar sürekli ihlal edildiğinde, kişi bunu her zaman bilinçli olarak fark etmeyebilir. Ancak bu, yaşamın yükünü ortadan kaldırmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bazı yaklaşımlar, kişinin yaşadığı fiziksel süreçlerle birlikte hayatına da bakmasının düzenleyici olabileceğini vurgular (Gabor Maté, 2003).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, hastalığın nedeni değildir. Ama bir durup bakma fırsatı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Artık Başrol Olmak İstiyorum”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cümle aslında birçok şeyi içinde taşır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kendini ertelemiş olmak</li>



<li>Kendi ihtiyaçlarını geri plana atmış olmak</li>



<li>Başkalarının hayatında yan rol oynamak</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bir noktada şunu fark etmek:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben de varım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu fark ediş çoğu zaman kolay gelmez. Çünkü kişi yalnızca yeni bir şey istemez; eski bir düzeni de bırakmak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu Farkındalık Neyi Değiştirir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi hayatının başrolü olmaya yaklaştıkça:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sınırlar daha görünür olur</li>



<li>İhtiyaçlar daha netleşir</li>



<li>İlişkiler yeniden değerlendirilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç bazen zorlayıcıdır. Çünkü alışılmış roller değişir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama aynı zamanda düzenleyicidir. Çünkü kişi kendisiyle yeniden temas kurar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Psikolojik Destek Sürecinde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür süreçlerde bireysel destek:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duygularla temas etmeyi</li>



<li>Yaşam önceliklerini yeniden düzenlemeyi</li>



<li>Kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi</li>



<li>Sınır koymayı öğrenmeyi destekleyebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç hastalığı açıklamak değildir. Amaç kişinin bu süreçte kendine nasıl eşlik edeceğini güçlendirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beden bazen susmaz. Ama her zaman açık konuşmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen bir cümleyle ifade edilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Artık başrol olmak istiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cümle bir suçlama değildir. Bir yön göstericidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Maté, G. (2003). <em>When the Body Says No</em>. Wiley.</p>



<p class="wp-block-paragraph">van der Kolk, B. (2014). <em>The Body Keeps the Score</em>. Viking.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/bedenin-sesi-yasamin-yonu-hayatimin-basrolu-olmak-istiyorum/">Bedenin sesi, yaşamın yönü: “Hayatımın Başrolü Olmak İstiyorum”</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygulara Bakabilme Cesareti</title>
		<link>https://pskgozdeceylan.com/blog/duygulara-bakabilme-cesareti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=duygulara-bakabilme-cesareti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Klinik Psk. Gözde Ceylan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 20:16:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pskgozdeceylan.com/?p=659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikoterapi her zaman rahatlatmaz, ama düzenler Bazı insanlar psikoterapiye başladıklarında şunu fark eder: Duygular azalmamıştır. Hatta bazen artmış gibi hissedilir. “Eskiden bu kadar yoğun hissetmiyordum.” “Şimdi daha çok fark ediyorum ve bu zor geliyor.” Bu ifade çoğu zaman bir gerileme değil; bir farkındalık artışıdır. Duygular Azalmaz, Görünür Olur Birçok kişi gündelik yaşamda duygularını bastırarak ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/duygulara-bakabilme-cesareti/">Duygulara Bakabilme Cesareti</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>Psikoterapi her zaman rahatlatmaz, ama düzenler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar psikoterapiye başladıklarında şunu fark eder:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygular azalmamıştır. Hatta bazen artmış gibi hissedilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Eskiden bu kadar yoğun hissetmiyordum.” “Şimdi daha çok fark ediyorum ve bu zor geliyor.” Bu ifade çoğu zaman bir gerileme değil; bir farkındalık artışıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Duygular Azalmaz, Görünür Olur</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok kişi gündelik yaşamda duygularını bastırarak ya da dar bir çerçevede yaşayarak ilerler.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yalnızca öfkeyi hisseder</li>



<li>Ya da yalnızca üzüntüyü</li>



<li>Ya da hiçbirini net olarak ayırt edemez</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoterapi süreciyle birlikte kişi şunu fark etmeye başlar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben sadece üzgün değilim.”<br>“Ben aynı anda kırgınım, hayal kırıklığına uğramışım, yalnız hissediyorum ve öfkeliyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duyguların bu şekilde ayrışması, duygusal farkındalık olarak tanımlanır ve psikolojik esneklikle ilişkilidir (Kashdan et al., 2015).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada duygular çoğalmamıştır. Sadece görünür hâle gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tek Noktaya Sıkışmak ve Yoğun Duygu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı insanlar duygularını tek bir başlık altında yaşar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tüm kırgınlıklar “öfke”ye dönüşür</li>



<li>Tüm kayıplar “boşluk” olarak hissedilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, duygusal deneyimin daralmasına neden olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmalar, duyguları ayrıştırabilme becerisinin (emotional granularity) düşük olduğu durumlarda, duyguların daha yoğun ve yönetilmesi zor yaşandığını göstermektedir (Barrett et al., 2001).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani mesele duygunun büyüklüğü değil; duygunun nasıl işlendiğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Psikoterapi Ne Sağlar?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoterapi, kişiye şu becerileri kazandırabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Duyguyu fark etmek</li>



<li>Duyguyu isimlendirmek</li>



<li>Duygunun kaynağını anlamak</li>



<li>Aynı duruma farklı açılardan bakabilmek</li>



<li>Alternatif anlamlar geliştirebilmek</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç, bilişsel esneklikle ilişkilidir (Beck, 2011).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi artık yalnızca tek bir anlam üzerinden ilerlemez. Farklı olasılıkları da görebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Neden Zorlayıcıdır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü psikoterapi çoğu zaman bir yaraya bakmayı içerir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yaraya bakmak:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kaçındığımız duygularla temas etmeyi</li>



<li>Bastırdığımız anıları hatırlamayı</li>



<li>Acıyı yeniden hissetmeyi gerektirebilir. Bu nedenle psikoterapi her zaman “iyi hissettiren” bir süreç değildir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen kişi seanslardan sonra:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yorgun hissedebilir</li>



<li>Duygusal olarak zorlanabilir</li>



<li>Daha fazla düşünmeye başlayabilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, sürecin doğal bir parçasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü konuşulan şey yalnızca bir olay değil; bir deneyim, bir iz, bir duygusal hafızadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Çiçek Tarlası” Olmayan Bir Süreç</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoterapi çoğu zaman dışarıdan şöyle hayal edilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuşulur, rahatlanır, iyi hissedilir. Ancak süreç her zaman böyle ilerlemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aynı konu tekrar tekrar konuşulur</li>



<li>Aynı duygu defalarca hissedilir</li>



<li>Aynı yerden geçmek zorunda kalınır</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tekrarlar, öğrenmenin ve işlemenin bir parçasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygular tek seferde çözülmez. Zamanla, temas edildikçe düzenlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Peki Sonra Ne Olur?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçten geçen birçok kişi şunu fark eder:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygular kaybolmaz.<br>Ama taşınabilir hâle gelir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Üzüntü artık boğmaz</li>



<li>Öfke kontrol etmez</li>



<li>Hayal kırıklığı tanınır</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, duygusal düzenleme kapasitesinin artmasıyla ilişkilidir (Gross, 2015).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi artık duygularıyla baş başa kalabilir. Onlardan kaçmak zorunda kalmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu farkındalık yalnızca iç dünyayı değil; ilişkileri de etkiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sınırlarını daha net koyabilir</li>



<li>İhtiyaçlarını daha açık ifade edebilir</li>



<li>İlişkilerde daha bilinçli seçimler yapabilir</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü artık yalnızca tepki vermez; ne yaşadığını bilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bireysel Yolculuk ve Cesaret</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygulara bakabilmek bir beceridir. Ama aynı zamanda bir cesarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bu süreçte kişi şunu yapar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendinden kaçmamayı seçer. Bu seçim kolay değildir. Ama düzenleyicidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Psikoterapi her zaman rahatlatmaz. Ama kişinin kendine yaklaşmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duygularla temas etmek bazen zorlayıcıdır. Ama bu temas, duyguların daha yaşanabilir hâle gelmesini mümkün kılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Barrett, L. F., et al. (2001). Knowing what you’re feeling. <em>Personality and Social Psychology Bulletin</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beck, J. S. (2011). <em>Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond</em>. Guilford Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gross, J. J. (2015). Emotion regulation. <em>Psychological Inquiry</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kashdan, T. B., et al. (2015). Emotional differentiation. <em>Current Directions in Psychological Science</em>.</p><p>The post <a href="https://pskgozdeceylan.com/blog/duygulara-bakabilme-cesareti/">Duygulara Bakabilme Cesareti</a> first appeared on <a href="https://pskgozdeceylan.com">Klinik Psikolog Gözde Ceylan</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
